Gay hokey oyuncularının dizisine hoş geldiniz sayın seyirciler.

Espri bir yana, malumunuz, yakın dönemde gündemin orta yerine bomba gibi düşen bir dizi olduysa işte o dizi Heated Rivalry ‘nin ta kendisi oldu. 6 bölümlük ilk sezonunu birkaç hafta önce tamamlamasına rağmen halen konuşulmaya devam ediyor.

Kanada yapımı, dijital platform Crave’de yayınlanan dizi, ABD ve Avustralya’da HBO Max’e geldi. 2. sezon onayının duyurulduğu sırada HBO Max’in dizinin yayın hakkını dünya geneline doğru genişleterek aldığını, bu ülkelerin arasında (tabii ki) Türkiye’nin yer almadığını da öğrendik.

Jacob Tierney (Letterkenny) imzalı, spor ve romantizmi bir araya getiren Heated Rivalry‘nin başrollerinde Hudson Williams ve Connor Storrie yer alırken dizinin kadrosunda François ArnaudRobbie G.K.Christina Chang, Sophie Nélisse, Ksenia Daniela Kharlamova, Callan Potter ve Dylan Walsh da bulunuyor.

Not: Accent Aigu Entertainment ve Bell Media ortaklığıyla hazırlanan ilk sezon tamamen Kanada yapımı olduğu için Emmy’de yer bulamayacak, ancak açılışı GLAAD adaylığıyla yaptı bile. Hatta HBO, bildikleri yoldan ilerlemeleri adına 2. sezon yapımına da karışmayacaklarını belirtti.

Dizi, esasında Rachel Reid’in “Game Changers” adlı kitap serisinden uyarlanarak hazırlandı. Roman serisinin ortak noktası ise karakterlerinden ziyade “hokey”.

Heated Rivalry ismi serinin 2019’da çıkan ikinci kitabından geliyor. Kitabın ana karakterleri Ilya ve Shane’in merkezinde olduğu, 2022’de yayımlanan bir roman (“The Long Game”) daha bulunuyor. Kısa süre önce gelen duyuruya göre, Eylül 2026’da 3. kitap (“Unrivaled”) gelecek.

Ayrıca serinin adını aldığı “Game Changer” romanı, yine dizideki ana karakterlerden Scott Hunter ve Kip Grady’yi konu alıyor. Hatta onların hikayesine özellikle 3. bölümde konuk oluyoruz…

Serideki diğer üç kitap ise buz hokeyi oynayan bir ana karakteri mutlaka bulunduran queer bir hikâye olmakla birlikte bağımsız isimleri konu alıyor. Eylül 2026’da yayımlanması planlanan kitabın serinin 7. ve son kitabı olacağı belirtildi.

Peki bolca 18+ queer seks sahnesini ve dolayısıyla umuma açık alanlarda kesinlikle izlenmemesi gerektiğini kenara koyabilirsek, bu dizi ne anlatıyor?

Heated Rivalry, rakip takımlarda oynayan iki profesyonel buz hokeyi oyuncusu (Kanadalı) Shane Hollander ve (Rus) Ilya Rozanov’un ilişkisi üzerine kurulu. Birbirlerinden pek hoşlanmasalar ve aralarındaki yıllara dayanan rekabet medya ve kamuoyunun ilgisiyle alevlense bile, spor kariyerlerine devam ederlerken karmaşık/cinsel/duygusal/gizli bir ilişkiye adım atıyorlar. Biz de bu ilişkiyi ve aşamalarını zaman atlamaları eşliğinde birkaç yıla yayılacak şekilde izliyoruz.

Shane’in Kanada’daki ailesiyle ilişkisi, Ilya’nın Rusya’daki ailesiyle gergin durumu, ön planda olmasa bile kendine yer bulan hokey sahneleri, iki ismin de kendi ortamlarında ya da iç dünyalarında olup bitenler derken sezona pek çok şey sığıyor ve önümüze geliyor.

Not: Diziyle ilgili daha önce bu başlıkta yorum yapılıyordu.

Heated Rivalry, geçtiğimiz yılın en iyi ve güzel sürprizlerinden birisiydi. Kıyıda köşede kalmasını beklemesem de bu seviyede bir kolektif bir beğeni aklımdan geçmiyordu açıkçası.

Gün itibarıyla IMDb’si 9.1’de, son iki bölümün puanları 9.9.’da mesela. Kaldı ki 5. bölüm içlerinde benim de en sevdiğim oldu. Kariyerlerinin başlarında sayılabilecek iki ismi sektöre tanıtmasının yanı sıra The Borgias zamanından beri pek sevdiğim François Arnaud’un tanınırlığının ciddi ölçüde artmasını da sağladı.

Heated Rivalry, pek çok queer yapımın karamsar anlatımına pek de kapılmayıp zamanla gelişen ve duygusal ya da mizahi tarafıyla zenginleşen bir ilişkiyi düzgünce ve akıcı biçimde anlatıyor. Spor dünyasındaki içselleşmiş homofobinin de etkisiyle dışarıya açık olmayan iki, hatta üç karakterin hayatını abartıya kaçmadan, hakkını veriyorlar denebilecek performanslar eşliğinde sunuyorlar bence.

Sezonun genelinde, özellikle de baş kısımlarında zaman atlamalarının sık olmasının “Ne oluyoruz?” dedirttiği oldu bu arada.  Ayrıca diziyi izlerken bütçesinin yüksek olmadığını da anlıyorsunuz. Ama ellerindekiyle düzgün ve görünen o ki bayağı sadık bir uyarlama çıkarmışlar ortaya. Sezonun ilk yarısında baskınlığı daha çok olan 18+ sahneler kimilerine fazla/gereksiz gelebilir, zira bu açıdan bakarsak soft porn çektikleri esprileri de havada uçuşuyor esasında, ama şahsen dengeyi bir şekilde kurduklarını ve durumu baştan kabul edince devamının daha da kolay/rahat ilerlediğini veya izlendiğini düşünüyorum. Umarım arkalarına aldıkları rüzgarı 2. sezonda da devam ettirebilirler.

Böyleyken böyle işte… İzleyeceklere iyi seyirler.