İlk 2 bölümü izledim. Sezonun hepsi ortalıkta ama herhalde haftalık devam ederim.
* Palladino çiftinin elinden çıkan bir bale dramasına hayır demedim haliyle.
Diziyle ilgili kaş kaldırdığım belki de tek şey merkezindeki “değiştirme” fikri. Bu da tabii ana fikir esasında, o yüzden tuhaf duruyor.
Aynı ülkede bile olmayan iki bale okulunun yöneticileri “Ben bunu istiyorum,” ve “Şu bende kalsın,” şeklinde dansçı paylaştılar. “Sen burayı bırakıp oraya taşınmak ister misin?” falan diye soran yok. Ailesi, evi barkı, hayvanı falan yokmuş gibi.
Devamında bahsi geçen karakterlerin bakış açısına da uğradık (bir zahmet) ama tutup da bunlardan birisi yok yapmadı nihayetinde. Değişiklik oldu ve karşılıklı birbirine alışma periyodundayım şimdilik.
* Karakterleri ve karşılıklı ilişkileri düzgün açarlar umarım. İki tarafın da kendi gösterini (bir şekilde) hazırladığı ve sunduğu bir gerçeklikle de tahminen bitiririz.
Du’ bakalım.
Not: Paris tarafında Fransızca konuşuluyor haliyle.
İptal haberi geldiğinde son iki bölüm kalmıştı ve onlar da bayağıdır canım keyfimi bekliyordu. Aslında bıraksam mı diye düşündüm ama yapmayıp en nihayetinde tamamladım. Bıraksaydım da olurdu gerçi, o kadar da dert bir durum yok burada…
Bu diziyi izlerken neden iptal olduğunu anlıyorsunuz mesela. Kötü değil, hatta şık ve estetik bir yapısı var. Fakat hadi sıkıcı demeyeyim ama hikayesi ilgi çekici değil ki?
Hitap ettiği kitle konusu gereği sınırlı zaten. Tamam, Black Swan beklemek hatalı olsa bile insanların bir bale dramasının başına geçerken görmeyi istediklerinin bu olduğunu pek sanmıyorum. En azından benimki pek değildi. Bir de Fransızca-İngilizce karışık ilerlediği için bazılarını itmişse şaşırmam.
Sezonun geneli kalabalık bir karakter draması üzerine kurulu. Bunların da önemli bir kısmını iyi kullanamadılar açıkçası. Tabii yine bence.Zira biz birlikte oyun çıkarmaya çalışma süreçlerinden çok perde arkasında, kendi aralarında olup biten gerekli/gereksiz dramaları izledik.
Temposu hızlı olsa bile “Çok ve boş konuşuyorsunuz,” diye düşündürttüğü oldu. Bu da dizinin estetiğini boğdu benim gözümde mesela falan+filan. Üstelik olan biten iki farklı şehir odağında gittiğinden biraz dağınıklık da vardı.
75 dk. final bölümü göreceli daha iyiydi. Balenin nihayet sırası geldi ^.^ Müzik de ayrı iyiydi. O yüzden tatmin etti. Vardığımız nokta rahatsız etmedi fakat devamına niyet ettikleri gayet belli. Ne diyeyim, sağlık falan olsun. Bunun da böyle olması gerekiyormuş.
yorumlar
beni bir ümitlendirdi bu. hadi kısmet.
24 Nisan’da Prime Video Türkiye’ye de geliyor.
İlk 2 bölümü izledim. Sezonun hepsi ortalıkta ama herhalde haftalık devam ederim.
* Palladino çiftinin elinden çıkan bir bale dramasına hayır demedim haliyle.
Diziyle ilgili kaş kaldırdığım belki de tek şey merkezindeki “değiştirme” fikri. Bu da tabii ana fikir esasında, o yüzden tuhaf duruyor.
Aynı ülkede bile olmayan iki bale okulunun yöneticileri “Ben bunu istiyorum,” ve “Şu bende kalsın,” şeklinde dansçı paylaştılar. “Sen burayı bırakıp oraya taşınmak ister misin?” falan diye soran yok. Ailesi, evi barkı, hayvanı falan yokmuş gibi.
Devamında bahsi geçen karakterlerin bakış açısına da uğradık (bir zahmet) ama tutup da bunlardan birisi yok yapmadı nihayetinde. Değişiklik oldu ve karşılıklı birbirine alışma periyodundayım şimdilik.
* Karakterleri ve karşılıklı ilişkileri düzgün açarlar umarım. İki tarafın da kendi gösterini (bir şekilde) hazırladığı ve sunduğu bir gerçeklikle de tahminen bitiririz.
Du’ bakalım.
Not: Paris tarafında Fransızca konuşuluyor haliyle.
smash tadında bir şey çıkar mı dedim ama karakterler ilgimi çekmedi.
İptal haberi geldiğinde son iki bölüm kalmıştı ve onlar da bayağıdır canım keyfimi bekliyordu. Aslında bıraksam mı diye düşündüm ama yapmayıp en nihayetinde tamamladım. Bıraksaydım da olurdu gerçi, o kadar da dert bir durum yok burada…
Bu diziyi izlerken neden iptal olduğunu anlıyorsunuz mesela. Kötü değil, hatta şık ve estetik bir yapısı var. Fakat hadi sıkıcı demeyeyim ama hikayesi ilgi çekici değil ki?
Hitap ettiği kitle konusu gereği sınırlı zaten. Tamam, Black Swan beklemek hatalı olsa bile insanların bir bale dramasının başına geçerken görmeyi istediklerinin bu olduğunu pek sanmıyorum. En azından benimki pek değildi. Bir de Fransızca-İngilizce karışık ilerlediği için bazılarını itmişse şaşırmam.
Sezonun geneli kalabalık bir karakter draması üzerine kurulu. Bunların da önemli bir kısmını iyi kullanamadılar açıkçası. Tabii yine bence.Zira biz birlikte oyun çıkarmaya çalışma süreçlerinden çok perde arkasında, kendi aralarında olup biten gerekli/gereksiz dramaları izledik.
Temposu hızlı olsa bile “Çok ve boş konuşuyorsunuz,” diye düşündürttüğü oldu. Bu da dizinin estetiğini boğdu benim gözümde mesela falan+filan. Üstelik olan biten iki farklı şehir odağında gittiğinden biraz dağınıklık da vardı.
75 dk. final bölümü göreceli daha iyiydi. Balenin nihayet sırası geldi ^.^ Müzik de ayrı iyiydi. O yüzden tatmin etti. Vardığımız nokta rahatsız etmedi fakat devamına niyet ettikleri gayet belli. Ne diyeyim, sağlık falan olsun. Bunun da böyle olması gerekiyormuş.