-
Apple TV'nin psikolojik gerilim dizisi Imperfect Women'ın fragmanı yayınlandı.
-
Carrie-Anne Moss, Noah Reid, Clark Backo ve Hudson Williams, Crave dizisi YAGA'nın başrolüne geldi.
-
Channel 4 dizisi The Rachel Incident'ın oyuncu kadrosu açıklandı.
-
Elisabeth Moss, Hulu'da yayınlanacak David Shore dizisi Conviction'ın başrolünü üstlenecek.
-
2026 Independent Spirit Ödülleri’nde kazananlar belli oldu
-
Channel 4, The Siege adlı dramasının oyuncu kadrosunu açıkladı.
-
Channel 4, Anthony Boyle draması Close to Home'a onay verdi.
-
BBC, HBO ve A24 draması First Day on Earth'ün kadrosu açıklandı.
-
HBO Max dizisi Banksters 20 Şubat'ta başlıyor.
-
James Van Der Beek 48 yaşında hayata gözlerini yumdu.
-
2-8 Şubat 2026 Reyting Durumları / Yorumları
-
Kevin Williamson First Lie Wins romanını televizyona uyarlayacak.
-
Disney+'ın canlı aksiyon Eragon dizisinin yapım ekibi belli oldu.
-
78. Directors Guild of America Awards’ta (DGA Awards) kazananları belli oldu
-
9 diziye onay: A Man On The Inside, St. Denis Medical, Finding Her Edge, The Åre Murders, Dark Winds...
-
Craig Mazin'in imzasını taşıyan Baldur's Gate dizisi HBO'da yapım aşamasında.
-
Elizabeth Banks ve Matthew Macfadyen dizisi The Miniature Wife'ın tanıtım videosu yayınlandı.
-
A24'ten Texas Chainsaw Massacre dizisi geliyor.
-
Netflix animesi BAKI-DOU: The Invincible Samurai 26 Şubat'ta geliyor.
-
HBO Max'in aile draması How To Survive Without Me'nin kadrosu yavaştan oluşmaya başladı.
BBC One, Victor Hugo’nun kült romanı Les Miserables’ı (Sefiller) 6 bölümlük mini dizi haline getiriyor.


Kaynak
Bu yazıyı kimler tutmuş?
Bu Yazıyı Tutanlar









yorumlar
David Oyelowo, Dominic West Join Lily Collins in BBC-Masterpiece’s ‘Les Miserables
first look
Süperb.
Trailer
Les Misérables: Trailer
1. bölüm üzerine:
Normalde Jean Valjean’a ve Dominic West’e pek bayılmam ama ilk bölüm hiç de fena olmamış. Kadrosu da zaten yeterince tanıdık. Böyle devam etsin, yeter.
Romanın normalden ince bir versiyonunu 14-15 yıl kadar önce okumuştum. Olanları genel çerçevede hala hatırlıyormuşum, onu fark ettim.
3. bölüm üzerine:
Jan Valjean’ın düşünce sisteminden pek de hoşlanmıyorum ama Javert’inkinden hiç hoşlanmıyorum. Fazla sinir bozucu bu adam.
Kitabı okuduğumda da gıcık olmuştum zaten, hala da oluyorum. Koca Paris’te başka olay yok sanki. Durduk yere bana Jan Valjean’ı savunduracak.
Romanın ikinci kısmı genel olarak daha çok ilgimi çektiği için bu bölümü biraz daha fazla sevdim herhalde. En azından ‘daha az’ sinir bozucuydu.
* Zaman atlaması yapmasalardı ne anlatacaklardı bilmiyordum sahi. Benim okuduğumdan hatırladığım kısım da bu şekildeydi zaten. Marius’un çocukluğundan ziyade gençliğine vakit ayırmaları daha iyi olmuş sanırım.
Doldurma desem bile olur hani. Neredeyse 1 saatlik bölüm çekiyorlar sonuçta.
Hadi tamamlayalım şu işi, I’m ready.
Dizi bitsin öyle yorum yapayım diyordum ama bu eleştirimi 5 bölüm sonrası yapabilirim bence. Savaş ve Barışın bi saniyesinden bile gözümü ayıramazken Sefillerde o özeni göremedim. İşlenişi çok zayıf. Pek özenilmemiş Savaş ve Barış gibi. Hevesim pek bi kursağımda kaldı kaç bölümdür.
War and Peace karşılaştırmasına katılıyorum. O daha güzeldi, gerçi bence onun hikayesi buna göre daha ilgi çekici..
İlgi çekiciliği benim açıdan da aynı, War and Peace’in masum bi anlatımı da vardı o ayrı. Benim karşılaştırmada War and Peace dram, Sefiller biraz damar. Burdaki malzeme çok eserde yok. Ana karakter sayısı ve olaylar bitmez çile. Yalnız bunu pek aktaramıyorlar burada nedense, Olaylar örgüsünü peş peşe sıralayıp dizinin seyrini tutturarak özelliğini yitirmişler. Diğer Sefiller örneklerinden hiçbir fark göremedim ben açıkçası. O yüzden isyanlardayım.
ben de beklediğimi bulamadım… bitirmiş olmak için bitirmek konusunda bile kararsızım…
Böylece bir uyarlamanın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Final bölümünü yaklaşık 75 dakika yapmışlar. Bilindik sona sorunsuz ilerlediler denebilir. Bölümün ilk yarısı daha güzeldi sanki, 75 dakikaya uzatmalarına gerek yokmuş.
Totalde halen BBC’nin 2016 yapımı Savaş & Barış uyarlaması War & Peace‘in daha iyi olduğu görüşündeyim. Les Miserables da iyiydi, sadıktı vs. de daha iyisi olabilirmiş duygusu niyeyse geçmedi. Bazı karakterlere olan ebedi gıcıklığımın da payı olabilir bunda tabii ki.
* Valjean: Javert! Javert!
Ben: İntihar etmeye kadar gitti, gelir elbet.
Şaka bir yana Javert beyin ampulünün o kadar şeyden sonra yanması cidden ilginç geliyor.
Gerisi de Valjean’ın ölümüne giden yoldu. Aslında adam Marius’a gerçeği baştan anlatsa ve mutlu aile olsalardı da olurdu ama romanın bu zamana kadar gelmesi, birçok kez uyarlanması vs.de bu adamın ölümünün payı vardır diye düşünüyorum. Mantıklı bir hamle. Bu arada barikat çöktükten sonra geriye kalan son ikilinin ölümüyle ilgili sahne de güzeldi.