Nobel ödüllü edebiyatçı Orhan Pamuk‘un 2008’de yayımlanan ve çok satanlar listesine demir atan romanı Masumiyet Müzesi 2012’de gerçek bir mekan olarak Çukurcuma’da açılmış, birkaç yıl önce ise dizi olarak uyarlanacağı haberleri basında kendine yer bulmuştu. Uzun süren bekleyişin ardından 13 Şubat itibarıyla Netflix’te yayına giren iddialı projeyi yakından tanımak isterseniz aşağıdaki satırlara buyurun.

KİMLİK BİLGİLERİ

Tür: Dram, Romantik
Sezon/Bölüm Sayısı: 1 sezon, 9 bölüm (mini dizi)
Süre: 33-60 dk (+ 24 dakikalık Hikayenin Ardından belgeseli)
Yönetmen: Zeynep Günay | Senaryo: Ertan Kurtulan
Yapımcı: Ay Yapım | Platform: Netflix
Önemli Bağlantılar: Resmi SiteIMDb

KONU

İstanbul sosyetesinin altın çocuğu Kemal Basmacı, herkesin parmakla gösterdiği Sibel’le evlilik yolundadır. Sözlüsünün vitrinde görüp beğendiği çantayı hediye etmek için bir gün Şanzelize Butik’in yolunu tutan Kemal, burada uzak akrabası Füsun’la karşılaşır. Çocukluğunu geride bırakıp göz alıcı bir genç kadına dönüşen Füsun’un çekimine kapılınca ona Merhamet Apartmanı’ndaki, annesine ait dairede her gün buluşmayı teklif eder. Aylarca devam eden bu tutkulu görüşmeler, ikisinin hayatındaki önemli gelişmelerle sekteye uğrayacak ve Kemal’in Füsun’a karşı beslediği aşkın sarsıcı bir takıntıya dönüşmesine yol açacaktır. Kemal’in bu süreçte Füsun’un hayatına temas etmiş nesneleri biriktirmeye başlaması da etkileri günümüze kadar uzanan görkemli bir hikayenin fitilini ateşler.


KARAKTERLER

Kemal Basmacı (Selahattin Paşalı): 30 yaşında, Nişantaşılı bir tekstilci ailenin karizmatik oğlu. Hem işteki hem aşktaki başarısıyla cemiyetin gözdelerinden biri. Tesadüf sonucu yıllar sonra tekrar karşılaştığı Füsun ona bugüne dek tüm bildiklerini unuttururken önünü görmeden aldığı kararlar yüzünden kusursuz hayatı paramparça oluyor.

Füsun Keskin (Eylül Lize Kandemir): 18 yaşında, orta sınıf ailenin tek çocuğu olan alımlı bir kız. Üniversite sınavına hazırlanırken bir yandan da Şanzelize Butik’te çalışıyor. Yetişkinliğe adım atıp kozasından çıkmaya uğraşırken ağabey olarak bildiği Kemal’le girdiği tehlikeli yakınlaşma sonucu masumiyetini yitirmeye başladığı bir yolculuğa giriyor.

Sibel Aslıbey (Oya Unustası): Emekli bir diplomatın iyi eğitim almış, güzel ve modern kızı. Sosyetenin gıptayla baktığı, çevresindekilerin büyük sevgi ve ilgisine mazhar olan bir kadın. Ağzında gümüş kaşıkla doğanlardan. Kemal’le nişanlanıp evlenmek için gün sayarken başına geleceklerden habersiz.

  • Vecihe Basmacı (Tilbe Saran): Kemal’in annesi, tam bir İstanbul hanımefendisi. Usul erkan bilen ama yeri geldiğinde lafını asla sakınmayan bir kadın. Ailesini koruyup bugünlere getirebilmek için büyük bedeller ödemiş.
  • Mümtaz Basmacı (Bülent Emin Yarar): Kemal’in saygıdeğer babası. Tekstil firmasını oğullarına bırakmış, hayatının son demlerini yaşarken geçmişten kalan yaralarının hüznünü taşıyor.

  • Tarık Keskin (Ercan Kesal): Füsun’un babası, emekli tarih öğretmeni. Ülkenin çalkantılı günlerinde küçük ve mazbut bir hayat yaşayan, sakin tabiatlı bir adam.
  • Nesibe Keskin (Gülçin Kültür Şahin): Füsun’un annesi. Terzilik yaparak geçimini sağlıyor. Kızının parlak bir istikbale sahip olmasını her şeyden çok istiyor.
  • Zaim (Onur Ünsal): Kemal’in yakın arkadaşı, Meltem Gazoz markasının sahibi. Hayatın sefasını sürmeye bakan, dışa dönük ve eğlenceli bir genç.

Orhan Pamuk da 1 ve 9. bölümlerde kendisi olarak karşımıza çıkıyor.

Tırıvırı: Geçen hafta The New York Times‘ta yayınlanan röportajına göre Pamuk, daha önce bir Hollywood yapımcısıyla anlaşsa da eserin ruhuna zarar veren değişiklikler yapıldığı için dava açıp 2 yıl sonra hakları geri alabilmiş. Sütten ağzı yanınca Ay Yapım’la resmi sözleşme yapmak için tüm bölümlerin senaryosunun tamamlanmasını bekleyip yazılanları titizlikle incelemiş. Hatta kendisi bu süreçte bir terslik yaşanacağından ve dizinin çekilemeyeceğinden o kadar eminmiş ki yapımcı Kerem Çatay’la yemeğine iddiaya girmiş. Kazananı söylemeye gerek yoktur herhalde.


SON SÖZ

Uyarlamalar daima zordur, özellikle de kendi çapında kültleşmiş, 600 sayfalık bir eser söz konusuysa. Netflix de prodüksiyon olarak elini hiçbir zaman korkak alıştırmamasına rağmen genellikle kolay tüketimi niteliğin önünde tutmasından dolayı potansiyelini gerçekleştiremeyen işlerle karşımıza çıkabiliyor. Masumiyet Müzesi ise hem yarattığı heyecanla hem de yaşattığı tereddütle ekran başına oturturken sınıfı geçen,  Romanı okuyalı çok olduğu için detayları unutsam da o dönem aklımda beliren imgelere olabildiğince yakın bir dünya kurulduğunu görmek etkileyiciydi. Bu noktada, kaptanı olduğu her projeye özel dokunuşlarını katabilen Zeynep Günay ve sanat ekibinin ortaya koyduğu yüksek özenin hakkını vermek gerekiyor (abartılı yaşlandırma makyajları nazarlık olsun).

Kemal’in takıntılı ruh halinin yarattığı bunaltı, kitapta olduğu gibi dizide de yoğun olarak hissediliyor, ki bu da eserin duygusunu korumaktaki başarısının önemli kanıtlarından biri. Uzun süren ve yer yer odağı dağıtan çoğu anlatımın da kısa ve etkili anlarla yansıtılabilmesi olumlu. Her sahnede bulunan Selahattin Paşalı dört başı mamur bir oyunculukla sırtlandığı yükün hakkını verirken yeni keşif Eylül Lize Kandemir yeterince ikna edici bir performansla kendini tanıtıyor. Yan rollerdeki kalburüstü isimler de seyir zevkini yükseltiyor. Türkiye’de bir süredir akılda kalıcı proje çıkarmakta zorlanan Netflix’in bu alandaki yüz akı işlerinden olduğu kesin. İzleyecek herkese iyi seyirler.