The remote board from the TVSevdiğimiz dizilerin iptal-devam kararlarında reytingler büyük öneme sahip olduğu için günlük reyting sonuçları, yıllardır 22dakika ahalisinin ilgiyle takip ettiği, üzerine çene yorduğu, kafa patlattığı şeylerdi.
2014-2015 sezonundan itibaren de @abidin77‘nin kalemiyle “Kısa Haber” şeklinde günlük reytingleri paylaşmaya başladık.
Haliyle ara ara yorumlarda;
Bu rakamlar hangi kanal için ne ifade ediyor?,
– Neden izleyici sayısı ve share olayını önemsemiyorsunuz?,
– Syndication dediğiniz şey de ne?

gibi sorular geliyor.

Biz de gerekli bilgileri tek başlık altında paylaşalım ve kimsenin kafasında herhangi bir soru işareti kalmasın istedik.


Sorular

Reyting yazılarımızda 0,3,   1,2,   2,5   gibi sayılar paylaşıyoruz ve bunların geçen haftalara göre iniş-çıkışlarını inceliyoruz. Ne ki bu rakamlar?

Bu rakamlar, 18-49 yaş aralığındaki izleyicilerde elde edilen reyting dilimini ifade ediyor. Evlerinde reyting ölçme cihazı olan insanlardan 18-49 yaş aralığındakilerin yüzde kaçının diziyi izlediğini gösteriyor. Yani Gotham bu hafta 2,5 reyting almışsa reytingleri kaydedilen 18-49 yaş arasındaki insanların % 2,5’i Gotham izlemiş demek oluyor.


Peki neden 18-49 arası yaş grubu?

Çünkü reklam verenlerin neredeyse tamamı için bu yaş grubu hedef kitledir. 18 yaşından küçükseniz ailenize bağlısınızdır, paranız yoktur; 50 yaşından büyükseniz günlük yaşam aktiviteleriniz bellidir, alışkanlıklarınız sabittir, değiştirmek zordur. Yani reklam verenler için pek bir öneminiz yoktur.


Share ve toplam izleyici sayısı nedir? Neden önemsenmiyorlar?

Biz ayrıca paylaşmıyoruz ama yazıların sonunda verdiğimiz “Kaynak” bağlantısına gittiğinizde “Share” kısmını görürsünüz. İşte bu kısım, reyting diliminden farklı olarak dizinin evinde reytingleri ölçülen herkes içindeki izlenme oranını değil, sadece o sırada televizyonları açık olanlar içindeki izleme oranını ifade etmekte.

Yine ayrıca paylaşmadığımız “İzleyici Sayısı” ise bütün yaş gruplarındaki sayıyı, yani diziyi toplam kaç kişinin izlediğini gösteriyor.

Yani “CSI’ı 10 milyon üstünde kişi izlemiş, neden dilimi 1,2 gibi düşük bir rakam?” benzeri bir sorunun cevabı, onu 18-49 yaş grubunda izleyenlerin yeterli olmadığı, genelde 50 yaş üstü bir kesimin ya da 18’inden küçüklerin izlediğidir. (Muhtemelen ilk seçenek)


Neden Cuma ve Cumartesi günleri reyting dilimleri düşük oluyor?

Çünkü Amerikan ahalisi ertesi gün tatil olduğu için Cuma ve özellikle Cumartesi akşamları evde takılıp televizyon izlemek yerine dışarı çıkmayı, gezip tozmayı, dağıtmayı tercih ediyor. Kanallar da, reklam verenler de bunun için bu günlerde reytinglerin düşük olmasını göze alarak beklentilerini ona göre ayarlıyorlar.


Hangi kanal için ne kadar reyting iyidir?

Son yıllarda Netflix, Amazon ve Hulu gibi online izleme platformları epey yaygınlaştığı için reytingler epey düştü ve her geçen yıl düşmeye devam ediyor. Özellikle son 2-3 sezondan sonra kanallar için ayrı ayrı şu rakam yeterlidir diyemiyoruz. Diziden diziye, yayınlandığı saate, rakiplerine göre durumunu değerlendirebiliyoruz. Bunları da zaten günlük reyting yazılarında yapıyoruz. Yine de genellersek 2,0 civarında gezen diziler için işlerin yolunda olduğunu, saat 10’da yayınlananlar için biraz daha düşük olmasının normal olduğunu söyleyebiliriz.

Ek olarak, CBS’in beklentilerinin biraz daha yüksek olduğunu ve yukarıda da dediğimiz gibi Cuma ve Cumartesi günleri düşük reytinglerin çok normal olduğunu söyleyebiliriz.


The CW’nun reytingleri neden daha düşük oluyor?

Şimdiye kadar bütün bu söylediklerimiz Amerikan ulusal kanallarından ABC, CBS, FOX ve NBC için geçerliydi. 5. ve son ulusal kanal The CW ama ondaki işleyiş daha farklı. The CW gençlere yönelik yayın yapan bir kanal ve bu yüzden The CW dizilerinin rakamları daha düşük. (Genellikle 1,0’ın altı.)

The CW’da 0,5 ve üstü reyting yapan diziler için işlerin yolunda olduğunu, yine duruma göre 0,4 ve 0,3’ün de kabul edilebildiğini görüyoruz. Bunda uluslararası satışlar, ödüller, hayran desteği ve en önemlisi dizinin yapımcı şirketi etkili oluyor. The CW, eskiden yayın yapan ama şu aralar olmayan WB ile UPN kanallarının birleşmesiyle oluşmuş bir kanal. Dizileri ya CBS ya da WB şirketlerinin elinden çıkıyor ve bunların arasında bir denge olması gerekiyor. Yani düşük reytinglerine rağmen Beauty and the Beast, 90210, Jane the Virgin gibi dizilerin rahatlıkla onay almasında bunların epey etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Tabii bu olaylar diğer kanallarda da etkili olabiliyor ama The CW’ya kıyasla daha az öneme sahip. Mesela ABC vasat reytingli iki yeni dizisinden birine tam sezon vererek şans tanımak, diğerini de iptal etmek istiyor. Biri ABC stüdyolarının elinden çıkma, biri FOX’la bağlantılı olan 21th Century Fox… Burada tercihi çok büyük ihtimalle bizzat kendi elinden çıkan dizi olacaktır. (Bkz: Trophy Wife ve Back in the Game örneği.)


Kablolu kanalların reytingleri pek gündem olmuyor. Neden önemsenmiyor?

Çünkü kablolu kanallar, iyi reytingler elde edip reklam alalım derdinde değil, üyelik satma peşindedir. Kablolu kanalların dizi sayısı çok daha azdır. Olanlarla da üyelerini memnun etmeye çalışırlar. Tabii iki çeşit kablolu kanal var ve bunlardaki işleyiş de birazcık farklı.
HBO, Showtime, Starz gibi kanallar Premium Cable dediklerimiz ve bunlar çok daha pahalı oluyorlar. Zaten dizi süreleri de dikkat ederseniz 50 dakika üstü oluyor. Yani çok az reklam yayınlanıyor ve haliyle reytingin önemi diğer kanallara kıyasla daha az oluyor.
USA Network, TNT, Lifetime gibi Basic Cable dediklerimiz ise daha ucuz oluyor ve ulusal kanallar kadar reklam alıyorlar. Yani reytingler bir tık daha önemli olabiliyor. Onlar için genel olarak 0,7 – 1,0 civarı reytingin iyi olduğunu söyleyebiliriz.
Premium olanlarda ise reytingin hemen hemen hiç önemi yok diyebiliriz. Çok aşırı düşük olmadığı sürece kanallar, dizinin başarısına, izleyicinin tepkisine, eleştirmenlerin değerlendirmelerine, uluslararası satışlara göre diziyi gittiği yere kadar götürmeye çalışıyorlar.


3. sezonundaki diziler için Syndication’dan bahsediliyor. Syndication ne kuzum?

Amerika’daki 5 ulusal kanala ait diziler 3. sezonlarını bitirdikten sonra kablolu kanallarca yayınlanmak için genellikle satın alınır. Çoğunluğu 22 bölüm sürüyor ve 66 bölüm garanti ellerinde olmuş oluyor. Syndication ile diziyi satma şartı ise 4 tam sezon ve 88 bölüm.

Dolayısıyla 3. sezonu devam eden bir dizi kolay kolay iptal edilmiyor. Reytingleri iyi durumda olmayan 3. sezonundaki bir dizi pek kar getirmiyorsa bile kanal syndication ile gelecek parayı düşünülerek ona %99,9 yeni sezon onayı veriyor. 88 bölümü tamamlamayacaksa bile 66 bölüme ek bir yarım sezon bile işlerini görebiliyor. (Bkz: Nikita, Hart of Dixie, Revenge)


Reytingler açıklandıktan birkaç saat sonra “Final Reytingleri” adı altında sonuçlar değiştiriliyor. Neden?

Reytingler Nielsen (Uluslararası Pazarlama Araştırmaları Şirketi) tarafından ölçülüyor. Sonuçlar tekrar değerlendirilip güncelleniyor ve 0,1-0,2 gibi düşmeler-çıkmalar olabiliyor. Bunların pek bir önemi olmuyor çoğu zaman. Sadece bir veya birkaç eyalette futbol gibi yüksek reyting elde eden bir şey yayınlanmışsa bu ilk değerlendirmedeki sonucu etkileyebiliyor. 2. ölçümde gerçek sonuçları görüyoruz ama bu da her zaman olan karşılaştığımız bir olay değil.