A.J. Quinnell’ın kitap serisinden uyarlanan Man on Fire, John Creasy’nin öyküsünü anlatıyor. Bir zamanlar Özel Kuvvetler mensubu olup en zor şartlarda bile hayatta kalmayı başarabilen yetenekli asker Creasy’ye travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı konur. Kişisel sorunlarını aşmaya kararlı olan Creasy, kurtuluşa giden yolda ilerlemeye başlar. Ama yeni hayatına uyum sağlamaya henüz fırsat bulmadan kendini yine ateşten bir gömleğin içinde bulur. Üstelik bu kez onu daha zor bir savaş beklemektedir.

“Ben artık tek tabanca takılıyorum” diyor John Creasy (Yahya Abdul-Mateen II)

“İyi gidiyor mu bari” diye soruyor Paul Rayburn (Bobby Cannavale)

Durumu pek iyi değil. Bir zamanlar Özel Kuvvetler’in sert adamı olan bu karakter, başarısız bir operasyonun ardından sakallı bir münzevi haline gelmiş; bir depoda sessizce çalışıyor ve içsel çatışmalarıyla boğuşuyor. Abdul-Mateen, “Yaşadığı travma o kadar ağır ki arkadaş edinmekten korkuyor” diyor. “Kendini açmaktan korkuyor. Savunmasız kalmaktan korkuyor ve bu da onu çok uzun bir süredir aynı yerde tutuyor.”

Ancak kader çok geçmeden eski bir dost şeklinde kapıyı çalar. Yazar ve yürütücü yapımcı Kyle Killen (Lone Star), “Rayburn gelir ve ona geri dönüş yolu sunar” diyor. “Kimseyle konuşmaktan, kimseye dokunmaktan bile çekiniyor. İşte başlangıç noktası bu.” Böylece, yaralı Creasy, Rayburn ile birlikte Brezilya’ya gider. Ancak trajedi, kapıda beklemektedir.

Creasy ile Poe arasındaki ilişki, Man on Fire’ın kalbini oluşturuyor. “Birbirlerini buluyorlar,” diyor Abdul-Mateen. “Bu ilişki güvene dayalı. Bence çok güzel bir ilişki. Sonuçta, ikisinin de birbirlerinden bir şeye ihtiyacı vardı: Creasy’nin gerçekten bir arkadaşa ihtiyacı varken, Poe’nun ise kendini aile gibi hissettirecek birine.”

Ve gerçekten de kalbi küt küt atan bir ilişki demek istiyoruz: Yeni dizide aksiyon eksikliği yok. Fragman, dizinin birkaç sahnesine göz atmanızı sağlayacak: bir hapishane kaçışı, bir dizi acımasız yumruk kavgası ve Creasy’nin bir arabadan uçağa atlaması. Abdul-Mateen’in sadece uçak sahnesine hazırlanmak için bir ay harcadı. “Eminim ki gerçek ekibin oraya gidip her şeyi hazırlaması, güvenliğimizden emin olması ve benzeri şeyler için daha uzun zaman harcadı” diyor. “Her bölüm küçük bir film gibiydi ve içinde böyle bir şey varsa ve bu gerçekçi bir şekilde ortaya çıkıyorsa, bence bu işte yer alan herkes büyük övgüyü hak ediyor.”

Ancak şu soru hâlâ cevap bekliyor: Creasy gerçekten birine yakınlaşabilir mi? Yoksa duygusal olarak kenarda kalmaya, insanları güvenli bir mesafeden korumaya mahkum mu? “Aslında bu, sezonun ana hikayesi,” diyor Killen. “Creasy’nin gardını indirmesi, başkalarını hayatına alması ve ardından bir takım olarak başardıklarının, tek başına başarabileceğinden daha fazla olduğunu fark etmesi.”

Sonuçta, kurtarılmaya en çok ihtiyacı olan kişi Creasy’nin kendisi olabilir. Abdul-Mateen, “Creasy başkalarına yardım etmekte hiç tereddüt etmez, ancak evet demek, yardım kabul etmek söz konusu olduğunda, işte o zaman onun gerçekten zorlandığını görüyoruz” diyor.

Billie Boullet (A Small Light), Alice Braga (City of God), Scoot McNairy (True Detective) ve Paul Ben-Victor (Nobody Wants This), dizinin kadrosunda yer alan oyuncular.

Kyle Killen (Fear Street), yazar, yönetici ve yürütücü yapımcı olarak görev yapıyor. Fikri mülkiyet haklarını kontrol eden ve 2004 yapımı filmi finanse eden New Regency Productions’tan Arnon Milchan, Yariv Milchan ve Natalie Lehmann; Chernin Entertainment’tan Peter Chernin, Jenno Topping ve Tracey Cook; Chapter Eleven’dan Scott Pennington dizinin yönetici yapımcıları. Steven Caple, Ed McDonnell, Michael Polaire ve Abdul-Mateen II, RedRum’dan Stacy Perskie ile birlikte yönetici yapımcı olarak görev alacak diğer isimler.