“Bizi biz yapan deoksiribonükleik asit, yani kısa ve bilinen adıyla DNA, 1869 yılında Friedrich Miescher tarafından keşfedilmiştir. İnsanların genetik yapısının %99,5’lik kısmı birbirinin aynıdır. Eşsiz genetik şifremiz ise iste bu geriye kalan %0,5’lik kısımda yer almaktadır. Peki bu şifreyi görebilseydik, anlayabilseydik neler olurdu?”

İşte bu soru bilim dünyasının olduğu kadar adli tıp dünyasının da geleceğini değiştirdi.Tarih: 10 Eylül 1984 Saat: 09:05

Genetik Dünyasında Yeni Bir Dönemin Kapıları Aralanıyor

Genetik parmak izi denilen kişiye özel DNA profilini keşfederek devrim niteliğinde bir buluşa imza atan İngiliz genetikçi Sir Alec John Jeffreys’in bu buluş sürecini, dünyaca duyulmasını ve yaygınlaşmasını sağlayan kullanıldığı ilk davaları izleyeceğimiz iki saatlik bu yapımı kısaca tanıtacağım size. Dediğim gibi gerçek hayat hikayesinden neredeyse bire bir uyarlama olan bu yapım Michael Crompton tarafından kaleme alınmış. 1’er saatlik 2 bölümden oluşan dizi ITV’de birer hafta arayla yayınlanarak sona ermiş.Alec Jeffreys (John Simm) bir üniversitede öğretim görevlisidir ve genetik üzerine çalışmalar yapmaktadır. Son zamanlarda kendisini her canlıda bulunduğunu ve eşsiz olduğunu bildiği genetik şifrelemeye adamıştır. Bu genetik şifrenin çözülebilmesi, ayrıştırılabilmesi üzerine gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır. Birçok başarısız denemeden sonra sonunda çabaları sonuç verir ve DNA’yı anlaşılır şekilde ayrıştırmayı başarır. Babalık belirleme ve göçmenlik sorunlarıyla ilgili bazı davalarda kullanılır ve başarılı sonuçlar elde edilir.

Diğer yandan Leicestershire’da farklı zamanlarda 15 yaşlarında iki genç kız öldürülmüş ancak katili/katilleri bulunamamıştır. Davanın başında olan Dedektif David Baker (David Threlfall), çözümsüz kalacak gibi görünen davada ilerleme kaydedebilmek umuduyla gündeme oturan DNA parmak izi konusunda Alec Jeffreys’e danışır ve bunun suç davalarında kullanılıp kullanılamayacağını sorar.İşte bu soru da daha önce emsali olmayan bir araştırmanın başlamasına ön ayak olacak ve DNA parmak izinin adli tıp dünyasında kullanımını başlatacak ilk adım olacaktır.

Bence film tadında bir diziydi. Sonuçta daha başlarken sonunu bildiğimiz bir yapım için oldukça sürükleyiciydi de. Ara ara kullanılan el kamerası çekimlerle yakalanan belgesel tadı da hoşuma gitti. Ben bir mini dizi olarak kesinlikle herkese önerebilirim.

İşine fazlaca düşkün bu yüzden özel hayatı, eşiyle ilişkisi sallantıda karakter tiplemesi başta bir canımı sıktı ancak özel hayatı tadında aktarmayı başardılar bizlere. Eşi Sue Jeffreys (Anna Madeley) karakterini tam ayarında yazmışlar. Hem karakteri hem de oyuncuyu sevdim. İki başrolü zaten sevdim. Dedektif bilim adamı ortaklığı da izlemesi keyifli sahnelerdi. İkili bir araya geldikleri iki seferde de sigara muhabbetiyle güldürdüler beni.

Aşağıdaki iki tanıtım filmi de dizi için oldukça güzel hazırlanmış. Müzik seçimleri de hoştu, izlemenizi öneririm. Hem tanıtım filmlerini hem de dizinin kendisini…