Son dönemin yükselen yıldızlarından Sally Rooney’in ikinci romanından uyarlanan Normal People, Nisan 2020’de izleyiciyle buluştu ve oldukça beğenildi. Paul Mescal ve Daisy Edgar-Jones‘un kariyerlerine de büyük katkıda bulunan dizinin ardından Rooney’in ilk romanı Conversation with Friends‘in diziye uyarlanacağı haberi geldi.

Normal People’ı hazırlayan ekibin imza attığı dizide Alice Birch senaryoyu kaleme aldı. Lenny Abrahamson ve Leanne Welham bölümleri yönetti. Element Pictures ise yapımını üstlendi. 12 bölümlük sezon 15 Mayıs itibarıyla BBC Three ve Hulu’da tüm bölümleriyle yayınlandı. Türkiye’deki yayın hakkı ise yine BluTV’de. Bölümlerin süresi 20-25 dakika aralığında değişiyor.

Not: Kitap, ülkemizde Monokl Yayınları tarafından, “Arkadaşlarla Sohbetler” ismiyle yayımlandı. Sally Rooney’in 3. kitabı Güzel Dünya, Neredesin? ise ikincisi gibi Can Yayınları tarafından kısa zaman önce basıldı.

Konusu:

Dizi, özet haliyle yakın arkadaş/eski sevgili/üniversite öğrencisi iki genç kadın ile evli bir çift arasında gelişen tuhaf ve beklenmedik ilişkiyi/arkadaşlığı konu alıyor.

21 yaşındaki Frances (Alison Oliver), ailesinin yardımıyla geçinen, yazarlık kariyerinde ilerlemeye çalışan, toplumsal konularda komünist fikirlere daha yakın ve hayattan ne istediği konusunda beklentilerini pek de netleştirememiş birisi. Bobbi Connolly (Sasha Lane), ona göre ayakları daha yere basan ve dobra, soğukkanlı ve temkinli, hazır cevap bir insan. Bobby’nin lezbiyen, Frances’in biseksüel olduğunu söyleyebiliriz. İkisi de Dublin’de yaşıyorlar.

Frances ile Bobbi’nin özel bir gecede Melissa’yla (Jemima Kirke) ve devamında eşi Nick Conway’le (Joe Alwyn) tanışması hikayemizin asıl başlangıcı oluyor. Melissa, gazetecilik/yazarlık kariyerinde belirli bir yere gelebilmiş biriyken Nick, az da olsa tanınırlığı bulunan bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Uzun zamandır birlikte olan çift ise evliliklerinde artık monotonluğun hakim olduğu bir evredeler aslında.

Frances ve Bobby’nin Melissa ve Nick’le tanışmasıyla birlikte dörtlü yavaş yavaş birbirilerinin karmaşık görünümlü iç dünyasının içine çekiliyor.

Normal People’ın romanını okumadım ama ortaya çıkan diziden oldukça memnunum. “Arkadaşlarla Sohbetler”i ise yayından 2 hafta önce kadar tamamladım. Yazı öncesi ise sezonun yarısını izledim.

Kitabı olabildiğince sadık uyarlamışlar, okuyanlar için kopya hissi uyandırması muhtemel. Başlamadan önce “12 bölüm nasıl çıkacak?” diyordum ama ikna oldum sayılır. Temposu Normal People sakinliğinde ve süreler 30 dk. olduğu için rahat ilerliyor.

Karakterler de aşağı yukarı kafamdaki gibi. Nick’i yanlış seçmek çok şeyi batırırdı mesela ama Joe Alwyn’i sevdim. Hikaye, romanda da olduğu gibi Frances etrafında ilerliyor ve ben yine diğerlerini daha ilgi çekici buluyorum. Bu da kariyerinin ilk rolü olan Alison Oliver’la ya da senaryoyla değil, daha çok karakterin kendisiyle alakalı. Dizide Frances’in iç dünyasının hiç değilse dibine kadar inmememiz bonus mesela. Melissa ve Bobbi, en azından sezonun ilk yarısında diğer ikiliye göre biraz daha geri planda ilerliyor haliyle.

Nihayetinde finale vardığımda Normal People ölçüsünde beğeneceğimi (şimdilik) sanamasam da Conversation with Friends’le de olur. Bir noktadan ilgisini çekenlere denemesi için tavsiyedir. Yakın gelecekte Güzel Dünya, Neredesin?‘i de izlemek dileğiyle.

İyi seyirler.