Desperate Housewives dizisi Marc Cherry tarafından hazırlanmıştır, ABC Studios ve Cherry Productions yapımcılığını üstlenmiştir ve kurgusal bir kasaba olan Fairview’deki Wisteria Lane’de geçmektedir. Teri Hatcher, Felicity Huffman, Marcia Cross ve Eva Longoria ana karakterlerini canlandırmıştır.
3 Ekim 2004 tarihinde ABC kanalında yayına girdi. Emmy, Altın Küre ve Screen Actors Guild gibi birçok törende birçok ödül kazandı. 13 Mayıs 2012 tarihinde final yaptı. Ülkemize uyarlandı, “Umutsuz Ev Kadınları” Kanal D’de üç sezon ve 154 bölüm sürdü.
Herkesi şaşırtarak, beklenmedik bir anda intiharı seçen Mary Alice Young, “oralardan bir yerden” dört yakın arkadaşının yaşadıklarını anlatıyor. Dört ev kadınının rutin yaşamları ne kadar sıkıcı ve tekdüze görünse de işin gerçeği hiç de öyle değil.
Karakterler
Susan Mayer / Teri Hatcher: Boşanmış bir illüstratör. Diziye romantik komedi havası katan karakterimiz kendisi. Bazen biraz fazla “ümitsiz” görünse de iyi kalpli bir kadıncağız. Ergen kızıyla beraber yaşıyor. Bu kızımız da çok bilmiş, küçücük aklıyla annesine her konuda akıl veren, aslında kendisi anne olan kızlardan.
Lynette Scavo / Felicity Huffman: Basamakları emin adımlarla tırmanan bir iş kadınıyken evlenip 4 çocuk doğuran bir anne. İş yaşamı – ev yaşamı çatışmasını yansıtan karakterimiz kendisi.
Gabrielle Solis / Eva Longoria: Eski bir model. Zengin bir adamla evlenip mücevherlerle dolu bir dünyaya adım atıyor heyecanla ama para mutluluk getirmez kadınımız bu da…
Bree Van De Kamp / Marcia Cross: Kendini ev işlerine, yemeğe, ailenin önemine vermiş, had safhada saplantılı bir kadın. Mükemmeliyetçi.
Mary Alice Young / Brenda Strong: Dizinin anlatıcısı ve ekibin üyesi.
yorumlar
James Denton & Teri Hatcher, Hallmark’ın bu yılki Noel filmlerinden ‘A Kiss Before Christmas’ın başrolünü üstlenmiş.
Eva Longoria, dizinin yeniden çekilmesine sıcak baktığını, eğer böyle bir şey olursa kabul eden ilk kişinin kendisi olacağını ve Gabrielle rolünü yeniden canlandırmak istediğini, o dönemin hayatının en güzel zamanı olduğunu söylemiş.
Disney+ sağ olsun evde arkada dönüp duruyor yine bu, kimler kimler geçmiş konuk olarak ya burdan
Armie Hammer, Sarah Paulson falan görünce bi bakayım dedim, tvline listesi varmış.
20. yıl için “special reunion” planlıyorlarmış. Ama spin-off şeklinde değil.
@rpdi Şuradaki yorumuna cevaben:
Olur mu ya? Az konuşmadık. Bi de her bölümden sonra yorum yapma manyaklığı o sırada yorumlarda değil de “inceleme yazısı” kisvesi altında yapılırdı.
Senin izlememiş olmana ben şok! Neyse geç olması hiç olmamasından iyidir. Bi de eski bir diziyi hortlatanın sen olmasına sevindim.
DH candır yaaa…
İlk 4 sezon daha bir efsaneydi, sonra kan kaybı yaşamaya başladı ve tam zamanında da güzelce bitirdi bence. Bazı storyline’lar aşırı saçmaydı (
gibi gibi) ama genel olarak çok samimi ve gerçek bir diziydi. Susan dahil bütün kızları çok seviyorum. Bree ilk sezon antipatik gelirdi ama zamanla o da bir açıldı pir açıldı. Hakikaten harika bir ansambl. Mary Alice’in pamuk gibi sesi de sanırım tüm zamanlar narrator favorim olabilir (Üzgünüm Kristen Bell). Ne diyeyim daha, iyi ki vardı.
20.
S01E01
‘Bir ara bir 2. tur atayım dediğim dizilerden hangisini öne alsam ki?’ diye düşünürken bunda karar kıldım.
2012 yılı yazında dizi final yaptıktan hemen sonra başlamıştım ben bunu izlemeye. Ayda 1 sezon izleye izleye de 8 ayda tamamlamıştım 8 sezonu. İşin gizem kısımlarıyla ilgili çok fazla bir şey kalmadı tabii aklımda. Lynette’in ikizlerinin bu derece yorucu oluşları bile çıkmış aklımdan ki onu bu bölümde izlerken fark ettim.
Nicollette Sheridan’ı ve karakteri Edie Britt’i çok sevdiğimi anımsıyorum. O diziden kovulduktan sonra dizide eksikliğinin büyük hissedildiğini de. Ki 2. tur kuşağımda bu diziyi öne almam da geçenlerde Lucky Chances dizisinde onu izlemiş olmamdan kaynaklı denebilir biraz aslında. Teri Hatcher’ı izlemeyi her daim çok sevmişimdir ve buradaki karakteri Susan’ı da epey bir severdim diye anımsıyorum. Eva Longoria’nın karakteri Gabrielle’i Susan ile birlikte dizinin en büyük eğlence kaynağı olarak anımsıyorum. Ama karaktere ne derece sempati duyuyordum konusu flu bende. İlk sezondaki bahçıvan hikayesi negatif etki yaratmıştır başlarda tabii. Sanırım 2. sezon sonu, 3. sezon başı gibi yaşattığını yaşamaya başlayınca daha fazla sever hale gelmiştim Gabrielle’i. Parladıkça değil de düştükçe sempatikleşmişti sanırım anne de olduktan sonra falan. Lynette’i ya ilk başlarda severdim de sonra sevmemeye başlamıştım ya da önceleri sevmezdim de sonra sevmeye başlamıştım. Ya da hiç sevemedim gerçek manada. Orası da flu. Ama o çift özelinde her daim Tomcuydum sanırım. Bree’yi ise karakteristik özelliklerinin yanı sıra oyuncu seçiminden ötürü de sevemediğimi anımsıyorum. Ama bu diziden sonra Marcia Cross’u bu diziden hemen önce çektiği Everwood dizisinde izleyip sevdim. Çok daha öncesinde çektiği Melrose Place’ta izlerken de sevmekte bir sorun yaşamadım ayrıca kendisini. Yani Bree’yi sevemememin Marcia Cross ile bir alakası yokmuş. Tamamen karakterin kendisiyle alakalıymış. Ki son sezonlarda (Zaman atlaması yapıldıktan sonraki dönem olabilir.) karakter biraz daha sevilebilir hale geliyordu da sanırım.
Sonradan katılanlardan Kyle MacLachlan’ın karakterini sevmiyordum diye hatırlıyorum. Neal McDonough, dizinin 1 sezonunu çok iyi tanımıştı. Drea de Matteo, Charles Mesure, Vanessa Williams falan dizideki etkisini unuttuğum isimleri izlemek de güzel olacaktır illaki. Bir veya birkaç bölümlük konukluklar arasından ise Helena Mattsson’unki kaldı en çok hatırımda. Bu kategoride de o vakitlerde belki çok tanımadığım birçok yüzü burada tekrar görmek güzel olacak elbette.
Neyse, başladım bakalım. Hayırlısı olsun yeniden. Kaldı 179. Bakalım diğer dizilerden boşluk yarattıkça bu kez kaç ayda tamamlayacağım?
Bu arada böyle efsane bir diziye bu kadar sönük ve de kötü bir tanıtım yazısı hiç yakışmamış cidden. O kadar özensiz, o kadar yetersiz ki! Konu kısmındaki bilgiler bile ilerleyen sezonlardan. İzlemeden yazmaya çalışmış belli ki yazan. Bu sitenin gördüğü en kötü tanıtım yazısı olabilir bu.
S01E03
Brandi’nin Anne Dudek olduğunu IMDB’ye bakmamış olsam çıkaramazdım.
S01E05
-Julie, Susan’a annelik yapmaya devam ediyor resmen yorulmaksızın.
-Polisin yaptığı şey tam küfürlüktü. Yakalandıktan sonraki halleri de tam olarak eski kocasının tavırlarıydı bence de.
–Juanita: Yanına arabaya atlamak yerine takip edeydin ya!
S01E07
Ya moruk; niye tek başına geliyon? Oğlunu da yanına alıp gelsene!
S01E11
Kalsaydı biraz daha Marla Sokoloff keşke.
Niye bu kadar çaktırdın ki Tom? 
S01E12
Edie: Gardrobuna kurban olduğum!


Bu arada Susan’a verdiği ceza, hatta onu talep ediş biçimi bile çok naif değil miydi ya?
Hastanım cidden be Edie!
Yer almadığı bölümlerde gözüm hep onu arıyor.
S01E14
Rahmetli Kathryn Joosten de giriş yaptı bu bölümde diziye. Huysuz ve tatlı kadın Karen rolüyle. Diziye önemli katkılar sağlamıştı.
S01E16
Susan’a fena uyuz oldum bu bölüm. Çıktıktan sonra kapıyı çalıp Edie’yi o durumdan kurtarması gerekiyordu. Çok ayıp cidden yaptığı. Olan Ediecigime oldu.
S01E17
Sen doğru olanı yaptın Lynette. Siz zaten doğru olanı yaptınız Rex ve Bree. Geç bile kaldınız hatta. Sen de kendince doğru olanı yaptın Gaby. Sen elbette Şeytan’ina güvenmekle yanlış yaptın Carlos. Sen doğru olanı yaptın Edie. Sen yine yanlış olanı yaptın Susan. Edie her cümlesinde o kadar haklıydı ki! Senden arkadaş falan olmaz. Çok bencil, çok ben merkezcisin.
S01E19
*Susan’in annesinin bu hallerini gördükten sonra Susan’in anneliğini sorgulamamaya karar verdim. Bu şartlarda olabileceğinin en iyisi buymuş deyip geçiyorum.
*Carlos, boynuzlandigini öğrensin artık bir zahmet. Evet, çok matah bir adam olmayabilir ama bu kadar aşağılanmayi da hak etmiyor.
S01E23 (Sezon Finali)
An itibariyle hem Bree’den hem Lynette’ten hem Gaby’den hem Zach’ten hem de o bahçıvan bozuntusundan iliklerine kadar nefret etmeyen bizden değildir.
Tom: Seninki ceza değil ki ona. Aksine ödül. Farkındasın değil mi? Ceza, kapıyı vurup çıkmak ve onu 4 çocukla bir başına bırakıp gitmek olurdu.
Bree: Yok böyle bir psikopatlik! Akıl hastanesinde tutulman lazım senin!
S02E01
*Ben bir ders vermeye çalıştığını, doktorla birlikte oyun oynadığını düşünmüştüm.
*1 tane bile gerçek seveni, özleyecek olanı yokmuş ya lan! Annesi ve oğlu dahil. Yazık cidden!
*Bu sokağa normal biri taşınmaz mi hiç?
bir haftadır bunu izliyorum. sezon finali biraz şok etti. hiç beklemediğim şeyler oldu.
bu tanıtımın onay olmış olması şaşırtıcı. uzun süredir bu kadar kötü bir tanıtım okumamıştım. bir karakterin ismine bakayım derken bir göz gezdirdim de iyi ki zamanında okumamışım. 3. sezonun ana konularını konu diye sıralamış resmen.
neyse bu rezilliği geçersem, bree nin oğlunu sevmeye başladım kıyamet mi kopacak. bree ile merdivenlerde oturup omuz omuza yaslandıklarında bir rahatladım darısı diğer salağın başına. umarım 1 ileri 2 geri olmaz da yorum yapmak için sezon finalini beklemediğime pişman etmez.
Şimdi tekrar okuyup biraz elledim.
İzlediğim bir dizi olmadığından vakti zamanında spoiler kısmını anlamamışım ben.
böyle daha iyi olmuş kesinlikle eline sağlık.
‘Desperate Housewives’ Creator Wants To Make Prequel Series Set In 1966
lynette kanser falan mı oluyor ya ne o bandan öyle
5. sezon: bu sezon da henüz bitmedi ama sanırım benim için veda vakti geldi. 4. sezonda yazarlar bir sıçtı bir daha da toparlayamadılar. karakterlerin yarısı karakter değiştirdi. biraz yorum okuyup bu sezonla beraber bay bay diyeceğim gibi.
başından beri kendini bozmayan bir lynette kaldı sanırım. o da boşansa da izleyiciler olarak rahatlasak. ailenin ergen çocuğu tom büyümeyecek belli. susan ile eddie de bozmadı denebilir. ilk günden beri aynı orospulukta seviyeyi bozmadan ilerlediler. gerçi eddie bile biraz geliştirdi kendini ama susan mahallenin karaktersizi olarak bir numara. tom karaktersizlikte susan ı bile zorlar gerçi. bree ve orson etik açıdan bipolar gibiler. bir bölüm toparlıyorlar öbür bölüm bozuyorlar. gabrielle carlos ikilisi ilişki olarak güçlendiler ama biraz da sıkıcılaştılar. malzeme çıkmıyor pek. gabrille zaten fakirleşince beyni de fakirleşti herhalde. bir moda yıldızı çerçöpü bile bir seviye yakıştırır kendine. bu sanki hafızası silinmiş gibi kapıcının karısı gibi 3 kat pijamayla gezer hale geldi. bir düz tşört giysen tarzını o şeylerden daha iyi korurdun.
5×19 bozmuş olabilir ama vedaları güzel yapıyor şerefsizler. biraz gözlerim dolmuş olabilir. özleyeceğim.
5.sezon: zamanında lynette tom için yazdıkları eve sonradan gelen ara bozan kayla hikayesini gabriel carlos için tekrardan yazıyorlar. gabriel carlos dinamiği ilk sezona dönüyor zaten. onca yaşanandan hiçbir ders almamışlar gibi. başları sıkışınca lynette tekrar hamile kalıyor. tom hiç bitmeyen bir orta yaş bunalımında ama ergen kadar bile davranamıyor. susan mike kısır döngüye girdi. hayatlrına giren herkesi oyalayıp ortada bırakıyorlar. bree arson döngüye girdi. sezonun misafirleri sıkıcı. dizi iyice bok bir hal aldı. sanırım direkt finali izleyip diziyi çöpe atcağım.
finalde hızlıca sardırırken kabaca son hallerine bakınca doğru bir karar vermişim. ama ilk 3 sezonu gerçekten lezizdi. keşke tadında bıraksalarmış grevi bahane edip.
Marcia Cross, Series Mania’nın tanıtımı için Bree olmuş.
vay anasını bree de yaşlanmış he.
bu kadınlardan lynette hariç hiçbirini başka yerde izlemediğimden bir şaşırdım yalan yok.
Tamamen iyi niyetle söylüyorum, bence “iyi” yaş almış, oldukça iyi durumda. Ama bir süre ilk çıkan bayanı Bree sandım
göz kenarları kulaklarına yapışmış görünce üzüldüm ister istemez. en son şöyleydi aklımda:
S02E05
*Ne yaparsa yapsın; gözünde ve özünde problem olmayan hiçbir erkek Lynette’i Nina’ya tercih etmez.
*Çok kolay manipüle oldun be Carlos!
S02E08
*Bu yaptığın şeyi hangi erkeğe yapsan sinir olur ve bir tepki verir yani. Ha tepkisi bu tipitop gibi olmaz orası ayrı konu. Ama kötü bir testti yani.
*Danny Trejo çıktı bu bölümün içinden.
S02E16
Nasıl hastane lan burası?
Doktorlar/hemşireler, Scrubs’takilerden beter.
S02E17
*Kristin Bauer’i görmek güzeldi.
*Emziren kadın konusu: Herkesin hayatına kiğmse karışamaz.
*Gabrielle’in seçim kıstası: Kesinlikle anlaşılabilir.
S02E18
*Peter: Tamam ‘adsız …kolik’ olabilirsin ama bu şiddette de tepki verilmez be bro!
*Çok saçma sapan bir adamdı bu Ron. Bu onu nihayet son görüşümüz olduğu için mutluyum.