Tokyo Vice – Tanıtım
24 yorum Vesper 05 Ekim 2022 08:11
Kanal: HBO Max
Yayın Tarihi: 7 Nisan 2022
Tür: Suç draması, Neo-noir
Bölüm Sayısı: 8
Dizi Bilgileri: IMDb – Vikipedi
Dizi Devam Durumu: İlk sezonun bitiminden kısa bir süre sonra 2.sezon onayını aldı.
Yürütücü Yapımcı: J.T. Rogers (Oslo)
Senaryo: Jake Adelstein’in aynı adlı anı kitabından uyarlanıyor.
Prodüksiyon, Çekim Bölgesi ve Dili: ABD yapımı dizinin tüm çekimleri Tokyo’da gerçekleştiriliyor. Dizinin dili ağırlıklı olarak Japonca ve zaman zaman İngilizce olarak ilerliyor.
Öne Çıkan Yönetmenler: Ünlü yönetmen Michael Mann (Heat, Collateral ve Miami Vice) dizinin ilk bölümünü yönetiyor. Josef Kubota Wladyka (Narcos ve The Terror)
Öne Çıkan Yapımcılar: Jake Adelstein, Michael Mann, Destin Daniel Cretton (Shang-Chi, Short Term 12), Ansel Elgort, Ken Watanabe
IMDb, Metacritic ve Rotten Tomatoes Puanları: 8.0/10, 75/100, RT Eleştirmenler: 85/100, RT İzleyiciler: 90/100.
Konusu:
Tokyo Vice, 1999 yılında Tokyo’da geçen bir dizi. Missouri’de doğup büyüyen Jake Adelstein, Japonya’nın en prestijli gazetelerinden birinde polis muhabiri olarak çalışmaya başlıyor. Bir yabancı olarak sürekli göze battığı için tutkuyla sarıldığı işine uyum sağlamakta zorlanıyor. Tokyo’nun kendine has polis teşkilatına uyum sağlamaksa çok daha zor oluyor. Jake, bu yüzden araştırmacı bir gazeteci olarak işine devam edebilmek için büyük riskler almaya başlıyor. Bu riskler meyve verse de kendini iki Yakuza klanının savaşı arasında buluyor. Dizi, Jake’in araştırdığı Yakuza bağlantılı cinayetleri, tecrübeli dedektif Katagiri ile işbirliği yaparak çözmeye çalışırken başına gelenleri anlatıyor.
Jake Adelstein (Ansel Elgort): Missouri’de doğup büyüyen Jake’in Tokyo’da kendine yeni bir hayat kurma mücadelesini takip ediyoruz. Jake, Japonya’nın en büyük gazetesinde polis muhabiri olarak çalışmaya başlıyor. Fakat gazetede çalışan ilk ve tek yabancı olduğu için iş yerinde büyük zorluklarla karşılaşıyor. Jake, belirli sınırları aşmadan bir cinayeti araştırırken tecrübeli dedektif Hiroto Katagiri’nin dikkatini çekiyor. Böylece ikili Yakuza klanları arasındaki savaşın bir parçası oluyor. Kariyeri şu an tartışmalı ilerleyen oyuncuyu Baby Driver ve West Side Story filmlerinde izleyebilirsiniz.
Hiroto Katagiri (Ken Watanabe): Hiroto, yozlaşmış polis memurları arasında doğruyu yapmaya çalışan bir isim. Fakat yasanın sınırları içerisinde kalabildiğini söylemek zor. Çünkü resmi makamlarca kabul edilmese de Yakuza’nın varlığı tüm polis teşkilatını etkiliyor. Hiroto, bu klanlar arasında barışın küçük tavizlerle devam ettirilmesi için çabalıyor. Barış sürdüğü ve şiddet artmadığı sürece polis teşkilatı bu suç örgütlerine göz yumuyor. Tecrübesiz muhabir Jake Adelstein’in korkusuz bir şekilde yaşanan cinayetleri araştırıyor olması ise onu etkiliyor ve ikili birlikte çalışmaya başlıyor. The Last Samurai filminde zor unutulacak Katsumoto rolü ile Oscar adaylığı kazanan oyuncuyu Inception ve Batman Begins filmlerinde izleme şansını bulabilirsiniz.
Samantha Porter (Rachel Keller): Samantha, Onyx adlı gece kulübünde hostes olarak çalışan biri. Yaptığı mesleğe Japonya’da Mizu-Shobai adı veriliyor. Özetlemek gerekirse çok pahalı olan içkiler sipariş edildiği sürece müşteriler, kulüpte çalışan kadınlar ile belli bir süre sohbet edebilme imkanına sahip oluyor. Bu mesleğin spesifik sınırları olduğunu da belirtmek gerek. Müşterinin içkisini doldurmak, sigarasını yakmak ve ne olursa olsun onu dinleyerek hayal satmak dışında çalışanların başka bir zorunluluğu bulunmuyor. Samantha’nın Tokyo’da bir Amerikalı olarak bu işte çalışıyor olması kulüpte onu özel bir yere getiriyor. Orada çalışan diğer kızlara sahip çıkan ve bir gün kendi kulübünü açma hayalleri kuran güçlü bir karakteri izliyoruz.
Jake ise ondan daha ilk görüşte etkileniyor ve kulübün kuralları nedeniyle Samantha ile birkaç dakika konuşabilmek için maaşının büyük kısmını harcamak zorunda kalıyor. Zamanla Tokyo’daki iki yabancı arasındaki bağ kulübün dışına da taşınıyor. Fakat Samantha’nın Yakuza’nın üyelerinden Sato ile yakınlaşması ve geçmişinden gelen sırlar büyük sorunlar ortaya çıkarıyor. Oyuncuyu Legion dizisi ve Fargo dizisinin 2.sezonunda izleyebilirsiniz.
Sato (Shô Kasamatsu): Sato, Yakuza’nın Chihara-kai klanının yeni üyelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Klan içerisinde yükselmek istese de diğer üyelerden farklı bir karaktere sahip olduğunu fark ediyoruz. Samantha bunu fark eden karakterlerden biri. Kulüp bağlantısı sayesinde Jake ve Sato arasında da bir arkadaşlık bağı oluşuyor. Bu sayede Jake, Ishida klanı içerisinde farklı bağlantılara ulaşmayı başarıyor. İlk kez bir Amerikan prodüksiyonunda çalışan oyuncu, dikkat çeken bir performans ortaya koyuyor. Kendisini daha fazla Amerikan yapımında görme ihtimalimiz yüksek.
Emi Maruyama (Rinko Kikuchi): Maruyama, Jake’in editörü olarak gazetede çalışan bir isim. Ofiste editör olarak çalışıyor olsa da bir kadın olduğu için iş yerinde hak ettiği saygıyı görmüyor. İntihar eden insanlar davasını araştıran Jake’e bir mentör olarak yardım etmeye çalışırken izliyoruz. Babel filmi ile Oscar adaylığı bulunan ismi Invasion dizisinde bulabilirsiniz.
Polina (Ella Rumpf): Slav kökenli Polina, Onyx kulübünün çalışanlarından biri. Zaman zaman sorumsuz olabilen ve insanlara çabuk güvenen bir kişiliği var. Polina aynı zamanda Samantha’nın en iyi arkadaşı ve bu yüzden aralarında derin bir bağ var. Kendisini Succession dizisinde bulabilirsiniz.
Önemli Yan Karakterler:
Ishida (Shun Sugata) Tokyo’yu kontrol eden Chihara-kai klanının lideri, eski Yakuza geleneklerine büyük önem gösteriyor. (Dizide Yakuza liderlerine oyabun olarak hitap ediliyor)
Tozawa (Ayumi Tanida) Japonya’nın batısında hüküm süren Tozawa Klanının lideri, klanını Tokyo’ya sokabilmek için uğraşan acımasız bir karakter. Eski Yakuza geleneklerine önem vermiyor.
Kume (Masayoshi Haneda): Chihara-kai klanının iki numaralı ismi, Sato’yu organizasyona katan ve onu eğiten isim.
Tin Tin (Kosuke Tanaka): Jake’in gazetedeki arkadaşlarından biri, soruşturmalarda ona yardımcı olmaya çalışıyor.
Misaki (Ayumi Ito): Tozawa’nın metresi. Tozawa’nın sağlık sorunları sırasında ona yardımcı olmaya çalışıyor fakat karşısında çok acımasız, empati yoksunu bir karakter var.
Kamiyama (Yoshihiko Hakamada): Jake’e Tokyo’da yasaların nasıl çalıştığını gösteren ilk polis memuru. Kamiyama’nın yemeğini ya da bardaki hesabını öderseniz alamayacağınız bir bilgi yok.
Dizinin geri kalan kadrosuna buradan ulaşabilirsiniz.
Tırıvırı Bilgiler (Trivia):
- Dizi, Jake Adelstein’in 2009 yılındaki aynı adlı anı kitabından uyarlanıyor, Adelstein de yapımcı olarak dizi prodüksiyonunda yer alıyor. Adelstein, kitabın içeriği nedeniyle gelen tehditler nedeniyle kitabı Japonya’da bastırmakta zorlandığını anlatıyor.
- Proje 2013 yılında film olarak hazırlansa da bu gerçekleşmiyor. Planlanan filmde Adelstein’i Daniel Radcliffe’in canlandırması planlanıyordu.
- Başrol Ansel Elgort, dizi için akıcı bir şekilde Japonca konuşabilmeyi ve aikido’yu öğreniyor.
- Tokyo Vice, tamamı Japonya’da çekilen ilk Amerikan dizisi konumunda.
- 80’li ve 90’lı yıllara damga vuran ve 4 tane Oscar adaylığı bulunan yönetmen Michael Mann, dizinin ilk bölümünü yönetmenin yanında yapımcı olarak da dizide yer alıyor. Verilen röportajlardan Michael Mann’in kadro seçimi ve görsel tonu oluşturma konusunda bir numaralı isim olduğunu öğreniyoruz.
Tokyo Vice, başladıktan sonra arka arkaya izleyip keşke ilk sezon daha uzun sürseydi dedirten, güzel dizilerden biri oldu. Sezon finalinde hikaye devam ettiği için dizinin şimdiden 2. sezon onayını alması önemli. Evet, dizi sezon arasına gider gibi sezonu kapatıyor ama bu durum dizinin kalitesini değiştirmiyor. Dizinin gerçek hayattaki Jake Adelstein’in anlarına dayanıyor olması ve Adelstein’in yapımcı olarak dizide yer alıyor olması da diziyi güçlendiren bir durum.
Diziyi 3 parçaya/temaya bölmek mümkün. Dizinin ilk teması gazetecilik mesleği üzerinden ilerliyor. Bu kısımlarda karakterlerimiz suçları araştırırken Tokyo’daki birçok sorun ile yüzleşiyorlar. Yabancı kelimesi olarak kullanılan ‘Gaijin’i’ dizide defalarca duyuyoruz. Dizi, Tokyo’da bir yabancı ya da bir kadın olmanın nasıl zorluklar getirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca bu kısımlarda Tokyo’daki polis teşkilatının kendine has özelliklerine de odaklanıyoruz. Japonya’daki “Tanık yoksa cinayet diye bir şey de yoktur,” anlayışı bunlardan biri.
Dizinin ikinci teması Yakuza suç örgütünün yapılanması üzerine. Birçok filmde/dizide Yakuza üyelerini, takım elbiseli, elinde sürekli uzi olan acımasız karakterler olarak izliyoruz. Burada ise Yakuza klanlarının geleneksel olarak nasıl bir yapıya sahip oldukları ve hangi kurallara sahip oldukları üzerinde duruluyor. Dizi, polisin Yakuza’nın ikram ettiği çaya dokunmaması gibi küçük detayların önemine özellikle vurgu yapıyor. Katagiri’nin dizinin başlarında “Yakuza’nın kökleri o kadar derinde ki onlardan asla kurtulamayız,” cümlesini kurması birçok şeyi özetliyor.
Dizinin üçüncü teması ise Tokyo’daki gece hayatı ile ilgili. Bu kısımda Mizu-Shobai sektöründe yer alan karakterler ile Jake ve Sato arasındaki bağlantıyı takip ediyoruz. Bu kısımlar biraz klişe olduğu için her izleyici için cazip gelmeyecektir ama Samantha gibi güçlü bir kadın karakteri izlemekten çok keyif aldığımı söylemem lazım. Onun Jake, Sato ve Polina ile olan sahneleri hayal kırıklığı yaratmadı. Bunun için dizide en beğendiğim oyuncular arasında Rachel Keller’ın ismini Ken Watanabe’nin isminin yanına yazmam gerek. Ansel Elgort da iyi iş çıkaranlar arasında. Polina, Tozawa ve Kume gibi yan karakterler de oyuncuların performansı sayesinde öne çıkıyor. Sato’yu canlandıran Shô Kasamatsu ise özellikle bahsedilmesi gereken bir performans sergiliyor. Yılın en iyi dizilerinden biri olarak gördüğüm Tokyo Vice tavsiyedir. İzleyecek olanlara iyi seyirler dilerim.
Not: Dizi daha önce bu yazının altında konuşuluyordu.
Inside The World Of Tokyo Vice
Fragman
yorumlar
2. sezon onayı geldikten sonra başlamıştım.
Sezon finali değil de haftaya 9. bölümle devam edecekmiş gibi bitmesi haliyle benim de dikkatimi çekti. Temposu yavaş ilerleyen bir dizi de değil aslında ama ilginç geldi.
Bölümlerin en az yarısının Japonca ilerlemesi başta zorladı ama devam ettikçe alıştım. Ansel Elgort ve Rachel Keller, izlenesi bir iş çıkardılar. Haklarını vereyim. Yakuza tarafını abartıp tadımı kaçırmadılar ya da gazetecilik tarafına aman aman abanmadılar. Biraz oradan biraz buradan derken rahat ilerledi.
Bölüm süreleri bir tık fazla yalnız, daha azına da hayır demezdim. Neyse gelecek sezonda görüşürüz.
@Vesper eline sağlık, ilk sezonu keyifle izlemiştim, yeni sezonu da merakla bekleyenlerdenim.
Bizim evin son dönemdeki en sevilen dizilerinden biri. Herkese tavsiye edip durduk. Tanıtım için teşekkürler.
Teşekkürler tutan, yazan herkese. Benim için de yılın sürpriz dizilerinden biri oldu.
Tanıtım için röportajları izlerken yıllardır bayıldığım oyuncu Ken Watanabe’in gerçek sesini duyunca şok oldum. Bir an dublaj falan mı izliyorum falan dedim. Rollerinde bayıldığım o sesini %80 falan kalınlaştırıyormuş meğerse
Bir yerde japon kültürünü de tanımış oluyoruz.Beni dizi de tebessum ettiren bizde ki pavyon dediğimiz mekanlarda şarkı soyliyenin masaya davet edilip içki sipariş adetinin japonyada da aynen olması.Yapimcinin iş billir sinema yönetmenin olmasi da diziye çok şey katmış..Tanıtım için çok teşekkurler.
Unutmadan sezon finali hakkında da yazayım. Aslında sezon finalinde açık kalan konular hakkında bir şikayetim yok, 2.sezonda kaldığımız yerden devam edeceğiz nasıl olsa. Fakat dizinin açılış sahnesindeki gelecek sahnesine de hiç ihtiyacımız yokmuş.
Polina konusunda dizi sürpriz bir şekilde ilerledi. 5.bölümde Jake’in moralini düzeltmek için Polina’nın onu favori tapınağına götürmesi güzeldi. Orada Polina’nın tatlılığı, neşesi geçti bana. O yüzden
Jake, haberi söylediğinde Sam yıkılacaktır. Şu Akira denen köpeğin de öldüğünü görürüz umarım, kızın ölme sebeplerinden biri de bu.
Sam kulübü arkadaşı olmadan açınca boşlukta kalacaktır. Zaten kazanç sağlamaya başlayınca Yakuza’nın ortaklık için geleceği de bariz. O zaman itiraz falan edecektir ama çok geç olacaktır, Sato uyarmaya çalıştı.
Bu arada Sato’nun kendi öz ailesi ve Yakuza ailesi arasında gelip gidişi güzeldi. Ne yaptığının, elini ne kadar kirlettiğinin farkında olan bir karakteri izliyor olmamız güzel.
Jake’in Missouri’deki ailesi pek ilgimi çekmiyor ama kız kardeşi Jessica’nın durumunu merak ediyorum. Onun gönderdiği kasetleri dinlemek de güzeldi.
Sezon finalinde Sam ve Jake sahnelerini de sevdim.
Tozawa’nın hastalığı nedir bilmiyorum ama
Ayrıca Tozawa’nın metresi ile yaptığı sohbetlerden ne kadar paranoyak bir ruh hastası olduğunu fark ettik.
Sato’nun taraftaki Yakuza üyesi Kume’yi canlandıran oyuncu hakkında da bir şeyler söylemek gerek.
Kamiyama da öldü kesin, eğlenceli karakterdi ama kendi hatalarının bedelini ödedi. Onun ihanet hikayesi de ilginçti, direkt olarak rüşvet alarak başlamamış. Yakuza buna bilgi vermeye başlamış, bilgilerle yükselince de uyuşturucu etkisi yaratmış. O bilgiyi sürekli alabilmek için düştükçe düşmüş.
Katagiri’nin de işi çok zor. Araştırma yaparken Japonya yasaları ve Yakuza bağlantısına baktım. Polisin adamların arasına muhbir sokması bile yasakmış. Daha böyle yasak olan bir sürü şey varken kiminle nasıl mücadele edilecek. Zaten bazı klanların üyesi 10 binlerce kişiyi kapsıyormuş.
Dizide sevdiğim birçok sahne var ama dizinin başlarında Jake’in büyük bir sipariş verdikten sonra Kamiyama’ya hesap kitlediği sahnenin yeri ayrı Kamiyama’nın yüz ifadesi o kadar güzel ki defalarca izledim sahneyi.
Yılın en iyileri listemde ilk 3 sıraya yazmaya çalışacağım bir sezon oldu. Umarım 2.sezon için çok bekletmezler.
“Animelerden aşinayım nasıl olsa japoncaya, polisiyeymiş de dur deneyelim” dedim.
İzledim geldim. Onca altyzıya rağmen 2-3 günde bitirdik. Vay anasını dedirtmedi tabii ama eli yüzü düzgün bir iş. Altyazı okumaya üşenmeyenler bakabilir.
Bu arada “Gaijin” kelimesini ben olsam “yabancı” değil, “gavur” diye çevirirdim. (türkçe altyazılarına bakmadım, öyle yaptılarsa gereksiz ukalalığımı mazur görün.)
+Aoi Takeya
+Takayuki Suzuki
+Soji Arai (Dead Ringers)
Bunu hala çekiyorlarmış.
Missing: The Lucie Blackman belgeselini izlerken Tokyo gece hayatını anlatan gazeteci bir yerden tanıdık geldi, bizimki olmasın bu acaba dedim. Evet Jake Adelstein çıktı, olayın tarihi 2000 olunca bir şüphelendim. Meğerse Tokyo Vice kitabının ana konusu bu olaymış. Dizide daha buraya girmediler ama farkında olmadan 2.sezonun konusunu(yan konusu büyük ihtimalle) izlemiş olabilirim.
Season 2 – First Look
Season 2 | Official Trailer
Nihayet!
8 Şubat sevindirdi. Fragmanda kız kardeşini de gördüğümüze sevindim.
S2 Poster
* Yarısı Japonca olan dizi bölümleri yine girdi hayatıma. Ama daha kolay ilerledi gibi bu sefer. Jake Adelstein / Ansel Elgort da Japonca işini çözmüş gibi, o da rahat konuşuyordu.
* Previously yok yine, evet. Bu MAX biraz akıllansa keşke.
* Diziyi aman aman özlememişim ama rahat izledim yine. Herkes kendi tıkırında bir halde dönmüş. Sonları hayrolsun, ne diyeyim.
S2 İlk 5 bölümü yeni izleyebildim.
Bu dizi için daha önce bir yerde bahsetmiştim. Bölümlerin kesildiği aslında Final olmayan bölümün final gibi gösterildiği şeklinde. Nitekim ilk bölümden anlaşılacağı üzere dediğim doğru çıkmış. İkinci bölümde biraz zaman atlaması geçirdik kısacık
Yani kaldığı yerden devam etmiş, Bir şekilde seyrettiriyor kendisini bitirince detaylı yorum yaparım bazı sevmediğim durumlar oldu tabi.
İlk sezondan tek aklımda kalan diziyi sevdiğim, 2. sezon bittiğine göre izlemeye başlayabilirim belki izledikçe hatırlarım. Burada daha fazla yorum bulacağımı sanmıştım ama galiba sezonu toplu izleyecekler çoğunlukta.
* Size kim 62 dakika yapın dedi bunu? İzlemesi zorlamadı ama yoruldum bir ara.
* Finale benzer bir sezon kapanışı olmuş. Hatta final yapmış olabileceklerini düşündüm ama 3. sezon fikrine açıklarmış. Belli ki ne olur ne olmaz diye garantici davranmışlar.
(
“I ended the season so that we could, if we were done, satisfy the audience and ourselves,” Rogers says. “But I very much have a very clear idea for season 3, and we would love to do it, so we will find out.”
)
* Bu sezondan birazcık daha memnunum. Jake’in Japonya’ya ve işine alışmış olması, dil bariyerinin kalkması gibi noktalar yardım etti (bölümlerin %80’i Japonca tabii artık). Karakterler daha olgunlaşmıştı hem.
Ana konuyu/haberi da fena işlemediler aslında, nereye varacağını pek önemsemeden izledim gibi oldu gerçi. Vardığı nokta da bir tık kolaya kaçmak gibi olsa da bu yolla da az çok barışığım.
Öyle devirdik olmadı, böyle devirdik olmadı derken geldikleri noktada adama intihar seçeneğini sundular.
Jake, FBI meselesini öğrendiğinde “Aman neyse ne,” tepkisi verdi. Sonra kendi yaptığı ayağına dolanınca yalan söylemeyi beceremedi tabii ki. İkisi de ilginç oldu bence. Yeni sezonda farklı bir haberle dönerler herhal.
Samantha veya Sato açısından da makul bir yere vardırdılar neyse ki. Sato’nun diğer adamdan sonra konseye katılmasına şaşıramadım haliyle. Samantha, go girl!
Tamamen farklı bir zaman-mekan-konu evreniyle Fallout’un ardına izlediğim için midir yoksa diziyi unutmuş olmamdan mıdır nedir bir türlü konunun içine giremedim. Çok fazla karakter-yan konu var ama hiçbiri beni cezbetmedi, sadece ana kötünün akıbeti biraz daha ilgi çekici idi. Şahsi fikrim ilk sezonun (hatırladığım kadarıyla) altında kalmış. 3. sezon olmasını beklemiyorum ancak konunun yakuzadan yozlaşmış politikacıya evrilmesiyle devam etmesi oldukça mümkün. Ama ben devam etmem sanırım. Bu konuya, mekana, oyuncu ve oyunculuklara çok ısınmıştım oysa ki.
Uzun aradan sonra kalan 5 bölümü peş peşe izledim ve bitirdim. Benim şahsi görüşüm ucunun kapalı bitti bu saatten sonra pek bir yere evrileceğini düşünmüyorum ama hoş s3 gelirse de yine bakarım ama tahminim burada sonlanacağı. Herkes istediğini aldı bence
Tokyo ve Yakuza üzerine işlenmiş güzel bir tad bıraktı bende. Çok ilginç bulduğum bir dizi. Genel görüşüm s2 nin s1 altında kaldığı olayları toparladığı bir sezon olmuş. Yine de izleyecek olan varsa tavsiyedir Güzel farklı bir dizi.
-Sato istediğini aldı. Yeni kozawa oldu. -Samantha istediğini aldı ortaklıktan ziyade bir şekilde parasını aldı ve gitti burası açık kapı
-Polis memurları ve teşkilatları istediğini aldı. Hoş işi FBI/muhbir olayına bağlamaları biraz garipti.
Jake ve yakuza sevgilisi konuşması bence en doğru olan konuşmaydı. Burada da Jake konusu biraz açık kapı kalmış
-Kozawa ve malum eşi burada herkes ektiğini biçti. Diziyede uygun bir veda edildi.
Anlamadığım bazı noktalar Jake ailesi olayı, Baş muhabirin ailesi vs olayı biraz sakız gibi uzatılmış.
Ben her zaman Jake ile Samanhta’nın beraber olacağını bir şekilde düşünmüştüm ama yanılmışım. Kıssadan hisse tadında bitti.
2. sezonu da beğendim. Bir ara epey heyecan da yaptı hatta. Finalin kapalı bittiğine ben de katılıyorum.
Altyazı okumak zorunda kalmak dışında bi olumsuz tarafı olmadan gayet düzgün bir dizi oldu.
2×09
Valla bence çok güzel bu sezon, ilk sezondan da iyi. Olayları çok iyi bağlıyorlar. Kaldı final.