In The Flesh – Tanıtım
The Walking Dead ile televizyonda popüler bir konu haline gelen zombi temasına farklı bir bakış açısı getiren dizimiz In The Flesh, 17 Mart 2013’te BBC 3‘te yayın hayatına başladı. İlk sezonu … devamı
The Walking Dead ile televizyonda popüler bir konu haline gelen zombi temasına farklı bir bakış açısı getiren dizimiz In The Flesh, 17 Mart 2013’te BBC 3‘te yayın hayatına başladı. İlk sezonu … devamı
Geçen ayki iptal/devamlara şu yazımızda yer vermiştik. O zamandan bu zamana geçen yaklaşık 1 haftada aldığımız yeni iptal, devam ve uzatma haberlerini de gecikmeden toparlayalım: FOX’tan şaşırtıcı olmayan bir onay … devamı
Bir havalimanı ne kadar neşeli olabilir ki? Yahut şöyle soralım: “Bir havalimanı belgeseli izlerken ne kadar neşelenebilirsiniz?” Sorularımızın cevabı için buyurunuz Come Fly With Me tanıtımına…
devamı
İngiltere’de “ufak” bir tura çıkmaya ne dersiniz? hem öyle yorucu bir tur da değil bu, alt tarafı yarım saat. size bu teklifi yapan İngiliz kara komedisinin ele avuca sığmaz iki dahisi: matt lucas ve david walliams. Yayın hayatlarına 2001 yılında BBC Radio 4’te yayınlanan karakter-çeşnili skeçlerle başlayan bu beyler, şükür ki 2003 yılında beyaz ekrana transfer oldu ve kara komedi severleri gayet mutlu edecek bir diziye başladı: Little Britain .
size bir İngiltere turu vaadetmiştim değil mi? başlayalım öyleyse. yalnız, bu dizide mekanları değil, İngiliz karakterleri gezeceğiz. yukarıdaki beylerin böyle masum göründüğüne bakmamak gerek – öyle karakterlere bürünüyorlar ki, bazen hangisi hangisi anlamak bile pek mümkün olmuyor. gezeceğimiz karakterlerin listesi epey uzun olduğundan, burada birkaçını örnek olarak vermek daha uygun olacak.
Korkutucu müziği başlatın. Tavandan örümcek ağlarını sarkıtın. Çünkü Cadılar Bayramı (Halloween) sadece çocukların dışarı çıkıp “Şaka ya da Şeker” diyerek şeker toplamasından ibaret değil; aynı zamanda biraz korkmanın da zamanı. En … devamı
Her yıl internet ortamında kullanılan oylara göre belirlenen People’s Choice Ödülleri‘nin bu yılki adayları belli oldu. 8 Ocak’ta CBS kanalında yayınlanacak törenle sahiplerini bulacak ödüllerde, siz de kazanmasını istediğiniz adaylar için … devamı
E! Online (İngiltere), finalleriyle izleyicisini tatmin etmediğini düşündüğü ya da zamansız iptalleriyle “Olmadı böyle!” dedirten 11 diziyi, nedenleriyle birlikte tek tek sıralamış. Bakın bakalım, sizin de izlediklerinizden bunlara katıldıklarınız var … devamı
RAYMOND “Red” REDDINGTON dünyanın en çok aranan suçlular listesinde ön sıralardadır. Bir gün FBI merkezine son derece rahat tavırlar içinde girer, dizlerinin üstüne çöker ve ellerini ensesinde birleştirerek teslim olur. … devamı
Bağımsız filmler, kısa filmler, belgeseller, dünya sineması ve benzeri ürünler ile Amerikan ekranlarını süsleyen AMC uzantısı entel kanal Sundance, geçtiğimiz yıl Rectify ile yüreklerimizi hoplatmıştı. Kanal bu sezon, ikinci bir … devamı
“Türkiye İstanbul’dan ibarettir” klişesine inat Ankara’da geçen, Emrah Serbes tarafından kaleme alınan bir dizi Behzat Ç.
Her Temas İz Bırakır, Son Hafriyat romanlarının baş karakteri olan Behzat’ımız -ki kendisi çok sevecen bir insan değildir- öncelikle kabadır; aynı zamanda vurdumduymaz, gelecek ile alakası olmayan, kendi kurallarına inanan, özel yaşamındaki travmaları iş hayatına taşımış, olayları düzelteceğini sanırken aksine bozan, hepimizin içinde var olan iyi niyetli bir polis.
devamı
Banshee Season 2: Origins, 2. sezonu bugün (10 Ocak 2014) başlayacak olan Banshee dizisinin yapımcılarının bir süredir yayınladığı bir web dizisi. Söz konusu videolarda karakterlerimizin Banshee’de anlatılan olaylardan çok önce … devamı
Spoiler içerir!
Geçtiğimiz hafta yayınlanan “Abandoned” bölümü hakkında önceden çok iddalı laflar etmişti Lost ekibi. Tüm sene boyunca konuşulacak bir bölüm olacağını söylemişler ve bizi 3 hafta merak maratonuna sokmuşlardı. Sabırsız 3 haftanın ardından gün geldi çattı ve “tüm sene konuşulacak” şu bölümü izledik. Peki gerçekten de abarttıkları kadar önemli ve beklenmedik şeyler olan bir bölüm müydü? Açıkçası internette dolaşan yüzlerce dedikodu ve olasılıkları göz önünde bulundurunca, şu “birinin tamamen kaybolması” iddiası için adaylar belliydi. SPOILER-> Bir çoğunun tahmin ettiği ve umduğu gibi Shannon karakterini oynayan Maggie Grace’i tüm bölüm boyunca son dakika golü olarak sevdirip, en sonunda da öldürdüler. Öldüren kişi de Ana-Lucia karakteri olarak görünmekte. Kendi adıma konuşayım, aynen bu şekilde olacağını düşündüğüm için, hiç “aman tanrım, böyle bir bölüm görmedim” havasına kapılamadım. Ta ki az evvel farkettiğim bir detaya kadar…SPOILER-> Bölümün sonunda bize gayet Ana-Lucia Shannon’ı vurmuş gibi bir izlenim vermişler ancak iki detay, bunun aksini söylüyor. Birincisi, Shannon’ın yarası. Yara hiç de kurşun yarasına benzemiyor, gayet 10cm kadar bir yara, bıçak ile açılmış olması muhtemel. İkincisi ise, Sayid elinde Shannon varken kameraya bakıyor, ve kameranın hemen önünde bir erkek kolu ve elinde başka bir silah var(muhtemelen bıçak). İşte bize de, bu detayı öğrendikten sonra, merak içerisinde bir sonraki bölümü, hatta muhtemelen 2-3 sonraki bölümü beklemek kalıyor.
Evet ve sonunda, uzun süredir dedikodusu yapılan The Simpsons: Movie’nin ilk trailerı yayınlandı. Buyrun devamı
Yeni bir Lost parodisi karşımızda. Lost’un ciddiyetinin yanında yapılan bu parodiler, biraz olsun gergin havayı azaltıyor, özellikle de bu! Mutlaka görülmeli.
Kötülerin hep kazandığı günümüzde, hala iyilik yapanların iyilik bulduğuna inananlardansanız, tam sizlik bir dizi My Name Is Earl. Hayatını hep kolay yoldan sürdüren ve hinlik(bu lafa da bayılıyorum) peşindeki Earl’ün, bir gün lotodan 100.000$ kazanmasından hemen sonra geçirdiği trafik kazası, onu bugüne kadar yapmış olduğu kötülüklerin kendisine geri döndüğüne inanmaya iter. Bundan sonra, hayatında bugüne kadar zarar verdiği insanlar ve yapmış olduğu hataları düzeltmeye karar verir.
Karma felsefesini komik ve absürd bir şekilde işleyen My Name Is Earl‘ün başrollerinde, daha önceleri A Guy Thing, Vanilla Sky ve de en önemlisi The Incredibles (Syndrome) ‘dan tanıdığımız Jason Lee, Jamie Pressly ve de Butterfly Effect ve Remember The Titans‘dakinden 250 pound daha zayıf bir Ethan Suplee bulunuyor.
Sadece Jason Lee’nin şahane performansı için bile takip edilmeli…
Hbo’nun ilk çok kameralı sitcom denemesi Lucky Louie 11 Haziranda başladı. everybody Loves raymond’un karanlık versiyonu diye tarif edilebilecek dizinin yazarı ve başrol oyuncusu emmy ödüllü stand-up yıldızı Louis c.k.
dizide tek çocuklu orta halli bir amerikan ailesinin ev içi ve arkadaşlık ilişkilerini izliyoruz. pilot bölüm hemencecik klişe bir espriyle başlıyor. evin küçük kızı lucy (kelly gould) olanca şirinliğiyle babasına güneşin nerede olduğunu soruyor. “niye” soruları cevapların ardından peş peşe geliyor. kız o kadar şirin ki diğer tüm sahnelerinde tebessümle izledim.
ev için en az parayı kazanan şanssız louie orta halli ailesini nasıl geçindireceğini dert edip dururken hemşire karısı kim’in (pamela s. adlon) yeni çocuk isteği aralarındaki en büyük problem haline geliyor bölümde. karı-kocanın seks alışkanlıkları diğer aile dizilerinde rastlayabileceğimizden biraz daha arsız ve açık sözlü. dizinin bu yanının dışında pek bir farklılığı yok. mesela Lucy’nin doğumgününde zenci komşulardan gelen zenci barbie hüsranı ardından louie’nin komşuları Walter (jerry minor) ile arası açılıyor. o da siyahi bir komşuya sahip olmak ve kızının onları ’buzdolabı’ değil insan olarak görmesini sağlamak için komşuluk ilişkilerini düzeltmek istiyor. ama gittikçe daha da batıyor. pilot bölümün devamında louie’n çalıştığı dükkandan arkadaşı mike (mike hagerty) ve ailesi, serseri kayınbiraderi jerry (rick shapiro) ve uyuşturucu satıcısı arkadaşı rich (jim norton) ile ilişkileri geliyor.
dizi hoş bir jenerik müziği ve güzel bir animasyonla açılıyor. hbo Lucky louie’yi taze, yeni ve yetişkin bir komedi olarak övse de da dizi bence ortalamayı ancak geçer. oyuncu yazar Louis c.k. ‘nın referansları the chris rock show ve the late show with david letterman. yapımcıların geçmişinde ise everybody loves raymond ve everybody loves chris’i görmekteyiz. diziyi ortalama beklentiyle izlemeye başladığım için yarım saatim sakin geçti. merak edenlerini şöyle dizinin resmi sitesindeki videolara ya da tercihe göre youtube‘a yönlendirebilirim.
evet yaz sezonu yeni dizi takibimiz sürüyor. bölümler yayınlandıkça tanıtımlar artacak. devamı
Geçen hafta belirttiğimiz gibi, dizimax‘te kısa soluklu olacağını bildiğimiz, fakat konusu ve diziye katkısı olanlara saygımız sebebiyle izlemekten geri duramayacağımız bir yapım başladı. Threshold.
Blade gibi Threshold’da David S.Goyer‘in yapımcılığında, ilk bölümünü de kendisinin yönettiği bir dizi. 1.5 saatlik pilot bölüm, konuya hemen atlamanızı sağlıyor (dizimax sadece 45dk’sını yayınladı ki, 2. kısmı bu cuma).
Dikkat, fotoğraflar spoiler niteliği taşıyor!
Prison Break’in 2. sezonu, erken bir açılışla, Ağustos ayının sonlarında yayına başlayacak. Geri sayım devam ederken, Dallas taki setten 2.sezon’a ait bir kaç fotoğraf orataya çıktı.buradan buyrun
biraz daha detaylı bilgi için, spoiler kısmına alabiliriz sizi.
bu sonbahar yeni sezonda izleyeceğimiz, kimini tanıttığımız dizilerin bir kısmı torrente sızmış durumda. bunun büyük kanallar tarafından halkın tepkisi ölçebilmek için yapılan bir hareket olduğu kesin.
bu diziler: nbc’den heroes, abc’den the nine ve traveler, cbs’ten the class, shark ve jericho.
mininova ve eztv torrent sitelerini bizzat denedim. haber doğrudur. tüm diğer torrent ağına da yayılması yakındır.
çok sevgili angel‘ımızın çok sevgili kahramanları şimdilerde hangi dizilerde boy gösterdiler/gösteriyorlar merak edenlere: angel (david boreanaz), bones isimli dizide özel ajan seely booth rolünde, kanlı suçlardan arta kalan kemiklerden ipucu çıkarma peşinde. önce şımarık ve çekilmez bir tipken sonra vazgeçilmez bir karaktere dönüşen cordelia (charisma carpenter), veronica mars‘ta kendall casablancas isimli karakteriyle, pek de ön plana çıkmayan bir rol edinmiş durumda. how i met your mother, angel’ın tatlı fred’i ve mavi yaratığı illyria (amy acker)’yı, angel ve buffy’den zeki savaşçımız wesley (alexis denisoff)’i konuk ettiği gibi buffy’nin büyücüsü willow (alyson hannigan)’un başrollerden birinde yer almasıyla da zaten gönlümüzü en başından fethetmişti. bu arada amy acker alias‘ın son demlerinde kötü kadın olarak karşımıza çıkmış, supernatural‘e de bir bölümde konuk olmuştu.
avukat savaşçımız charles gunn (j. august richards) csi: miami ve the 4400‘de konuk olarak gözüktü, ömrü tek sezon olduğu anlaşılan suç draması conviction‘da başrollerden birinde oynadı. canımız spike (james marsters)’ımız ise smallville‘de önemli bir role yerleşerek bizi mesut etti.