Hulu’nun Mart’ta başlayan yeni mini dizisi Little Fires Everywhere, 1’er saatlik 8 bölümden oluşan sezonunu geçtiğimiz günlerde tamamladı. Celeste Ng’nin 2017’de çıkmış çoksatan kitabından adapte ediliyor.
Reese Witherspoon, daha önce Big Little Lies, Gone Girl ve Wild örneklerinde de olduğu gibi, kitap kulübünde okuyup etkilendiği bir kitabı uyarlamak istemiş. Başroldeki diğer isim Kerry Washington‘la birlikte aynı zamanda yapımcı koltuğunda oturuyor. Kitap, ülkemizde Yabancı Yayınları tarafından “Ufak Yangınlar” ismiyle yayınlanmakta.

Dizi, 90’ların sonunda küçük bir Amerikan kasabasını mesken tutuyor ve iki kadın karakter üzerinden sosyal sınıf ayrımcılığı, aile olma ve ırkçılık gibi meseleleri mercek altına alıyor.

Yıl 1997… Sürekli şehir değiştiren, gizemli bir geçmişe sahip sanatçı Mia ile kızı Pearl’ün yeni durağı, Ohio’nun Shaker Heights kasabası olur. Shaker, her kesimden insanın rahatça bir arada yaşayabildiği, örnek gösterilen bir düzenin işlediği, adeta ütopik gözüyle bakılan, güzide bir kasabadır. Her şeyiyle kusursuz ve ideal görünen bu yerde Mia, arabasını yanlış yere park ettiği için düzen hastası Elena Richardson tarafından rapor edilir. Elena, oldukça disiplinli, evcimen, ideal eş ve dört çocuk annesi bir kadındır. Sonrasında yaptığından dolayı mahcup olan Elena, Mia’ya elinden geldiğince destek olmak ister ve yardım istemeyen, gururlu bu kadına evini çok uygun şartlarla kiraya verir.

İkili aralarında bir tuhaflık ve belli bir gerilimi sürekli hissetseler de Elena, Mia’yı kazanmaya kararlıdır. Onun bir restoranda garson olarak çalıştığını fark ettiğinde, kendi evine yardımcı olarak işe girmesi için teklifte bulunur. Pearl ile aynı yaştaki oğlu Moody sayesinde ailecek iyice yakınlaşırlar. Fakat çeşitli anlaşmazlıklar ortaya çıktıkça, birbirine oldukça zıt karakterlerdeki bu iki kadın arasında tansiyon gittikçe yükselecek, zamanla bir yarışa evrilecek ve Mia’nın Uzak Doğulu iş arkadaşı Bebe’nin dahil olacağı bir meselenin ortaya çıkmasıyla aralarındaki çarpışmanın şiddeti zirve yapacaktır.

Elena Richardson (Reese Witherspoon)

Elena, yerel bir gazetede kısmi zamanlı çalışan bir gazetecidir. Bu sayede ailesine bolca zaman ayırabilir ve ideal anne görevini hiçbir zaman boşlamaz. Havalı, neşeli ve kendinden emin biridir. Üniversite, erkek arkadaş, evlilik, iş, ev sahibi olma ve -aralarında birer yaş farkı olan dört- çocuk yapma  şeklindeki sıralamayı eksiksiz takip etmiş, toplum gözünde örnek bir aile kızıdır. Kasabasına son derecede sadıktır. Kusursuz bir profil çizme ve bu özelliğini çocuklarına da kazandırma çabasındadır.

Mia Warren (Kerry Washington)

Sırları ve gizemli geçmişi sebebiyle göçebe bir yaşam tarzını benimsemiştir. Özgür ruhlu ve çok yetenekli bir sanatçıdır. Genç kızıyla birlikte, yeni fotoğraf projelerini de öne sürerek ülkenin bir ucundan diğerine sürüklenip durmaktadır. “Hiçbir şeye bağlanmamak”, hayatındaki birinci kuralıdır.

Bill Richardson (Joshua Jackson)

Elena’nın kocası. Bir savunma avukatı. Üniversite yıllarında tanışan, aslında önceden belirlenmiş bir evlilik yoluna tereddütsüz girmiş biri. Uğruna küçük bir kasabaya taşındığı karısının dünya görüşüne hayran. Fakat bu kusursuz aile tablosunun ardında sıkıntıları yok değil.

Pearl (Lexi Underwood)

Mia’nın 15 yaşındaki lise öğrencisi kızı. Sürekli okul değiştirmesi nedeniyle yorgun olsa da annesiyle güçlü bir ilişkisi var. Kararlarına saygı duyuyor, kurallarına uymaya özen gösteriyor. Richardson ailesiyle tanıştığında ve içlerine dahil olmaya başladığında, onlara karşı büyük bir hayranlık duyuyor.

 

Lexie (Jade Pettyjohn)

Dört Richardson kardeşin en büyüğü. Annesine en çok benzeyeni. Lisenin gözde öğrencilerinden ve Brian adında, siyahi bir erkek arkadaşı var. İlişkisine etrafındakiler hayli özenmekte.

Trip (Jordan Elsass)

Richardon’ların ikinci çocuğu. Ablası kadar zeki olmasa bile lisede oldukça popüler olan, başarılı bir sporcu. Umursamaz biri gibi görünse de Pearl’ün onunla ilgilenmesi kafasını karıştırıyor ve zamanla duygusal tarafını açığa çıkarmaya başlıyor.

 

Moody (Gavin Lewis)

Richardson kardeşlerin üçüncüsü. Pearl’ün sınıf arkadaşı. Hassas, nazik, iç görüsü ailesindekilere nazaran daha gelişmiş biri. Pearl’den hoşlanıyor. Onun ve annesi Mia’nın hayatı epey ilgisini çekiyor.

Izzy (Megan Stott)

Richardson’ların en küçüğü. Kardeşlerinin aksine annesinin aşırı korumacılığından ve dayatmalarından rahatsız olan, sık sık onunla çatışan, oldukça asi bir genç. Aynı zamanda pek yaratıcı biri. Mia ile çok iyi anlaşıyor ve onun sanatıyla özgürlük anlayışı karşısında büyüleniyor.

 

–Aşağıdaki iki karakter tanıtımı, ilk bölümden sonrası için ispiyon içerir!–

Bebe Chow (Lu Huang)

Mia’nın çalıştığı restoranda iş arkadaşıdır. Bir yıl kadar önce bebeği May Ling’i, ona bakamayacağını anlayıp bir itfaiye istasyonunun önüne terk etmiştir. Mia sayesinde tesadüfen kızının yerini öğrenir ve velayet davası için sert bir savaşa girişir. Bu dava, sadece Mia ile Richardson ailesinin dinamiğini değil, tüm Shaker halkını da derinden sarsar. 

Linda McCullough (Rosemarie DeWitt)

Elena’nın çocukluktan beri en yakın arkadaşıdır. Kocası Mark (Geoff Stults) ile yıllarca çocuk sahibi olmaya çalışmış ama her seferinde bebeğini kaybetmiştir. Şimdi Çinli bir çocuğu evlat edinmişlerdir. Bebeğin birden ortaya çıkan biyolojik annesi, ona zor günler yaşatacaktır.

İrili ufaklı rollerde birçok tanıdık isme rastlayacağınız kadronun tamamını şuradan inceleyebilirsiniz.

***

Reese Witherspoon’un yapımcı kimliğini ve bunu kullanarak kadın hikayeleri anlatma çabasını seviyorum. Genelde yaptığı işlerden memnun kalıyorum. Little Fires Everywhere de beklediğimden çok daha fazla beğendiğim bir dizi oldu.

Lafı hiç dolandırmadan, derdini açık açık anlattı. Bazen pembe diziye bağlasa da izleyicisini yormayan, takip etmesi kolay bir dizi olmayı buna borçlu olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bölüm süreleri epey uzun, ilgiyi sürekli canlı tutması kolay bir şey değil ama bana göre bunun altından iyi kalktı. Karakterleri oldukça iyi yazılmıştı. Hiçbiri, kendileri için “bu azize, bu da şeytanın evladı” gibi net çıkarımlar yapmama müsaade etmedi. Herkesin haklı – haksız taraflarını görmek sürekli beni de ikilemde bıraktı. Doğrusu bu tarz karakterleri ve hikayeleri izlemeyi her zaman seviyorum.

Oyuncuları genel olarak gayet başarılı buldum. Gördüğüm kadarıyla Kerry Washington kimilerini zorlamış ama -belki de bir Scandal geçmişimiz olduğundan alışmışımdır- onun performansı da benden geçer not aldı.

Little Fires Everywhere, resmiyette “mini dizi” olarak duyurulsa da Big Little Lies misali bir devam sezonunun çekilebileceği konuşuluyor. Açıkçası can atmıyorum ama diğer taraftan devamında neler yaşanacağını izleme fikrini kötü bulmuyorum. Bekleyip görelim…

Seyredecek olan herkese iyi seyirler dilerim.

NOT: Diziyle ilgili daha önce şurada yorum yapılıyordu.