Euphoria, 13 Reasons Why, Elite, We Are Who We Are ve Skam gibi Z jenerasyonunun gerçekliğini gözler önüne sermeye çalışan; cesur ve cüretkar gençlik dizilerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Son örneğimiz HBO Max’ten gelen Generation oldu. Yarımşar saatlik bölümlerden oluşan komedi-drama dizisi, 16 bölümden oluşuyor. Sezonun 8 bölümlük ilk kısmı yayınlandı. İkinci 8 bölümlük kısmın ne zaman yayınlanacağı ve 2. sezonun olup olmayacağı henüz belli değil.

Dizinin yaratıcısı Daniel Barnz‘ın 19 yaşındaki kızı Zelda Barnz, dizinin senaristlerinden biri. Babalarıyla birlikte 17 yaşında diziyi yazmaya başlayan Zelda sayesinde, cinsel kimlikleri ve kendilerini ifade etme konusunda daha rahat yaşama şansına sahip Z jenerasyonuna, daha içeriden bakma fırsatı buluyoruz. Girls ve Industry’nin yapımcısı Lena Dunham da yaratıcı ekipte bulunuyor. Onun dokunuşları da dizinin mizah dozu yüksek, renkli tonunda fazlasıyla hissedilmekte.

Orange County, California’da geçen dizi, bir grup gencin modern dünyada ve kendi muhafazakar çevrelerinde cinselliği ve kendilerini keşfetme hikayesini ele alırken, aşk ve aile gibi kavramları da inceliyor.

Küçük bir grubun yolu, okuldaki GSA [(Gay-Straight Alliance) (Gay-Hetero Birliği)] toplantılarında kesişiyor ve hikayeleri dallanıp budaklanmaya başlıyor. Ana karakterlere göz atarak biraz daha açarsak…

Not: Dizinin ilk bölümü, tamamıyla karakterleri seyirciye anlatma üzerine kurulu. Yani bu kısımlar ister istemez ilk bölümden biraz ispiyon içeriyor.

Chester (Justice Smith)
Stili ile W R W W R’ın Fraser‘ını gölgede bırakan Chester, okulun kıyafet kurallarıyla başı belada olan; göz kamaştırıcı, cesur ve tatlı bir queer genç. Yıldız bir su topu oyuncusu ve okulda epey popüler biri. Otorite figürleriyle bitmeyen bir derdi var.

Riley (Chase Sui Wonders)
Son okulundan atılan, asi ve iyi kalpli biri. Bir fotoğrafçı. Dizideki kadın gücünün önemli temsilcisi. Dışarıdan herkesle kolaca anlaşabilen, özgüveni yerinde biri gibi görünüyor ama esasında anksiyete gibi problemleriyle boğuşuyor.

Greta (Haley Sanchez)
Güney Amerika göçmeni. Annesi ülkeden gönderildiği için teyzesiyle yaşıyor. Oldukça utangaç ve içe dönük biri. Riley’den hoşlanıyor.

Nathan (Uly Schlesinger)
Gergin ve nevrotik biri. Cinsel kimliği konusunda kafası karışık ve bunu keşfetme yolunda kendini zor duruma düşürecek kararlar alıyor.

Arianna (Nathanya Alexander)
Okulun eğlenceli ve popüler kızlarından. Gay babaları Joe (J. August Richards) ve Patrick (John Ross Bowie) ile birlikte Nathan’ların aile dostlarından. Ailesi sayesinde homofobik “şakalar” yapma özgürlüğü olduğunu düşünüyor ama işler öyle yürümüyor. Kendini GSA görüşmelerinde buluveriyor.

Naomi (Chloe East)
Nathan’ın dışa dönük ve eğlenceli kardeşi. Arianna’nın en yakın arkadaşı. Nathan’la ortak yanları çok olmasa da iyi bir ilişkileri var. Kardeşi biseksüel olarak açıldığında, annesiyle babasının aksine ona büyük destek oluyor ama tatsız bir gerçekle yüzleşmesi ne yazık ki kaçınılmaz.

Sam (Nathan Stewart-Jarrett)
Okula yeni atanan, genç ve iyimser bir rehberlik danışmanı. Chester’da büyük bir etki bırakıyor. GSA toplantılarını o yönetiyor.

Ana (Nava Mau)
Greta’nın teyzesi. Bir trans. Annesi sınır dışı edildikten sonra onunla ilgilenmeye başlıyor. Oldukça havalı ve makyaj uzmanı biri. Greta’nın kabuğundan çıkması için büyük çaba gösteriyor.

Megan (Martha Plimpton)
Nathan ile Naomi’nin tutucu, disiplinli ve kontrol manyağı anneleri. Kocası Mark’la (Sam Trammell) birlikte çocuklarını anlayabilme konusunda pek başarılı oldukları söylenemez.

***

Oyuncu kadrosunun tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Belli bir yaşa geldikten sonra gençlik dizilerinin hala ilgimi çekiyor olacağını düşünmezdim ama benim zamanımdakilere benzemeyen, kaliteli işlere kayıtsız kalmam imkansız. Generation’da da karakterler aşırı güzel, yakışıklı ve havalı değil, gayet bizlere benzeyen insanlar. Dertleri ve yaşadıkları gerçek şeyler. LGBTİ+ karakterlerin temsil kaygılarıyla araya sıkıştırılmadığı, çoğunlukla queer karakterleri merkezine alan bir dizi olduğu da belirteyim.

HBO faktöründen dolayı en çok Euphoria ile kıyaslanıyor. Bayıldığım, yere göğe sığdıramadığım Euphoria’yı boğazımda bir yumruyla izlemiş, fazla sert bulmuştum. Generation’ın yaklaşımı onun aksine çok yumuşak. En trajik durumlarda bile kendiyle dalga geçebilen, olayın komik taraflarını da ortaya çıkaran ve eğlendirmeyi başarabilen bir dizi.

İlgisini çeken ve şans verecek olan herkese iyi seyirler dilerim.

NOT: Diziyle ilgili daha önce şurada yorum yapılıyordu.