Tamara Lawrance, Hayley Atwell ve Jack Lowden, BBC One dizisi The Long Song’un başrol oyuncuları oldular.
2 yorum abidin77 14 Temmuz 2018 08:00

Tamara Lawrance (Undercover), Hayley Atwell (Agent Carter) ve Jack Lowden (War & Peace), BBC One’ın kitap uyarlaması dizisi The Long Song’un başrol oyuncuları oldular.
Andrea Levy‘nin 2010 yılında yayınlanan ve aynı yıl Man Booker Ödülü adayı olan, 2011’de Walter Scott Ödülünü kazanan kitabı The Long Song, 3 bölüm olarak televizyona uyarlanıyor. Kitap, Britanya’nın Jamaika’daki sömürge yönetimi sırasındaki utanç verici kölelik tarihine ışık tutuyor.
Dizi, 19. yüzyılda Jamaika’daki köleliğin son günlerinde geçiyor. Dizinin merkezinde kurnaz ve insanı tiksindiren biri olan Caroline Mortimer (Hayley Atwell) ile onun tarafından yönetilen tarlada çalışan genç ve azimli köle July (Tamara Lawrance) bulunmakta.
Robert Goodwin (Jack Lowden) adlı cazibeli yeni bir yöneticinin adaya gelmesi ve tarlaların işleyiş şeklinde köklü değişiklikler yapmaya niyetlenmesi ile Caroline ve July’ın dünyaları bir anda altüst olur.
Lenny Henry (Broadchurch), Doña Croll (EastEnders), Sharon Duncan-Brewster (Rogue One: A Star Wars Story), Ayesha Antoine (Chewing Gum), Arinzé Kene (Crazyhead), Ansu Kabia (Murder On The Orient Express), Jordan Bolger (Peaky Blinders), Joy Richardson (Legends of Tomorrow), Madeleine Mantock (Into the Badlands), Leo Bill (Taboo), dizide rol alacak olan diğer oyuncular.
Mahalia Belo (Requiem), dizinin yönetmenliğini yapacak. Andrea Levy’nin bir diğer kitabı Small Island‘ı 2009 yılında yayınlanan televizyon filmi için senaryolaştırılan Sarah Williams, bu dizinin de senaryonu yazacak.



yorumlar
Trailer
* Bayağıdır listemdeydi ve Jack Lowden sayesinde dikkatimi çekmişti. 3 bölüm ve mini dizi üstelik. Hayley Atwell bonus oldu, Tamara Lawrance ise dizinin asıl yıldızı zaten.
* Gayet memnunum. Tanıdık, makul ve düzgün bir iş çıkarmışlar. Köleliğin kaldırılma döneminin biraz öncesi + biraz sonrası bir dönemde geçtiğinden birkaç konuyu birden potada eritiyorlar. Bu nedenle biraz dağınık bir anlatım da vardı açıkçası ama romantizm, drama, özgürlük, şu bu derken işimi gördü. Oyunculuklardan da memnunum genel olarak.
* Yine de içimde kalmasın, o nasıl bir son ya?
Hani kötü denmez, hatta şaşırtıcı sayılır mı o da tartışılır ama böyle bir yola girmelerine biraz bozulmuş olabilirim. Neydik ne olduk 1.5 bölüm içinde, tövbeler olsun. Kitap uyarlaması bir de.
July ve ben bu kadarını hak etmemiş olabiliriz.
Çiftliğe geldiği dönemde köleliğin kaldırılması haberini veren, July’yı güzel seven bir profil çizen Robert’ı çevirdikleri hale bak. Caroline hadi kocasını seven kıskanç kadın profilinden yürüdü, ona şaşırılmaz da.
Robert’ın eski kölelerden-yeni çalışanlardan istediğini alamayınca gıcık/sert bir patrona dönmesini beklemezdim sanki. July’la ilişkisi de başka bir yere evirildi zaten hastalık girince. Üstüne çiftlikten gittiler Robert-Caroline ikilisi.
Dahası sona doğru July’ın kızının kaybolması, zaman atlamasıyla yıllar geçmesi, ta en sonda kızıyla ilgili bir haber alması falan (zahmet oldu)… Hay maşallah sayın seyirciler.
Thanks, bye.