İngiliz kanallarından ITV, 2011 yılı kışında Marchlands isimli mini bir dizi yayınladı. Gelen tepkilerden memnun kalınca 2013 yılı başlarında Marchlands‘a uzantı dizi mahiyetindeki Lightfields dizisini izleyiciyle buluşturdu.

Bu yazımıza konu olan Lightfields de bir mini dizi ve o da Marchlands gibi 5 bölümden oluşmakta. Uzantı dizi dediğimize bakmayın; 2 dizi arasında hikaye veya karakter bağlantısı bulunmamakta. Merkezlerinde bir hayaletli ev hikayesi var ve hikayelerini evde yaşamış 3 farklı zaman dilimindeki insanlar üzerinden parçalı olarak anlatıyorlar. Bir antoloji dizinin birbirinden bağımsız birinci ve ikinci sezonları olarak da bakabiliriz aslında senarist ve yönetmenleri dahi farklılık gösteren bu 2 diziye.

Lightfields‘ın senaryosunu Simon Tyrrell kaleme almış. Yönetmenliğini ise Damon Thomas üstlenmiş. Yapımcıları arasında Kate Lewis ve Cherry Gould bulunmakta. Bir gizem hikayesinin anlatıldığı doğaüstü soslu bir drama dizisi olan Lightfields’ın bölüm süreleri ise 44-46 dakika arasında değişmekte.

Soldaki altılı 1944 yılı hikayesinin karakterleri. Ortadaki ikilinin hikayesi 1975 yılında geçiyor. Sağdaki beşli ise 2012 yılında geçen hikayenin karakterleri konumunda.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere dizinin hikayesi 3 farklı zaman diliminde, dizimize adını veren Lightfields isimli evde geçiyor. 1944 yılında geçen hikayede bir kişi ölüyor ve hayalet kimliğiyle 1975 ve 2012 yıllarında geçen hikayeleri de etkiliyor. 3 farklı zaman diliminde olaylar gelişiyor ve ölen kişinin ölüm perdesinin ardındaki sırlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor.

1944 yılında, 2. Dünya Savaşı yıllarında geçen hikayenin merkezinde 2 ebeveyn ve 2 çocuktan oluşan Felwood ailesi bulunuyor. Aile, çiftçilik yaparak geçimini sağlamakta. Onlara gündelik işlerde Eve ve Tom isimli 2 genç de yardımcı oluyor. Hikayemiz Eve’in evde çalışmaya başlamasıyla açılıyor. 18 yaşında, güzel ve alımlı bir kız olan Eve ile evin 17 yaşındaki kızı Lucy arasında hızlı bir şekilde bir arkadaşlık gelişiyor ve sonrasında Eve’in hayata karşı bakışından etkilenmeye başlıyor bir küçük kardeş misali Lucy. Akabinde de olaylar bir kişinin vefat etmesi ile sonuçlanıyor.

*Evin babası Albert Felwood rolünde The Innocents ve Resurrection dizilerinden anımsanabilecek Sam Hazeldine‘ı izliyoruz.

*Albert’ın eşi Martha rolünde Three Girls, In the Club ve Humans gibi dizilerden hatırlanabilecek Jill Halfpenny karşımıza çıkıyor.

*Albert ve Martha’nın 17 yaşındaki kızları Lucy karakterini Antonia Clarke canlandırıyor.

*Albert ve Martha’nın 8-9 yaşlarındaki oğulları Pip rolünde Larry Mills‘i izliyoruz.

*Çiftlik işlerinde yardım olmak üzere Felwood ailesinin yanında çalışmaya başlayan Eve karakterine Skins ve Endeavour dizilerinden tanıdığımız Dakota Blue Richards hayat veriyor.

*Aileye çiftlik işlerinde yardımcı olan bir başka genç olan Tom rolünde Jamaica Inn ve Scott & Bailey dizilerinden anımsanabilecek Danny Miller karşımıza çıkıyor.

*Eve’in 6-7 yaşlarındaki küçük kız kardeşi olan ve aynı zamanda Pip’in oyun arkadaşı olan Vivien rolünde Stan Lee’s Lucky Man dizisinden tanıdığımız Leilah de Meza‘yı izliyoruz.

*Lucy ve Eve’i etkileyen çapkın bir Amerikalı asker olan Dwight Lawson karakterine Absentia, Sleepy Hollow ve Make It or Break It dizilerinden aşina olduğumuz Neil Jackson hayat veriyor.

*Lucy’nin kısa bir süre sonra askere gidecek olan sevgilisi Harry Dunn rolünde ise In the Flesh ve From Darkness dizilerinden hatırlanabilecek Luke Newberry karşımıza çıkıyor.

1975 yılında geçen hikayenin merkezinde Londra’dan gelen ve yazı geçirmek üzere 6 haftalığına Lightfields evini kiralayan Vivien Mullen isimli bir kadın ve kızı Clare var. Bu hikayede karşımıza çıkan Vivien, tahmin edebileceğiniz üzere 1944 yılı hikayesindeki küçük kızdan başkası değil. Yıllar sonra memleketine dönen Vivien, 1944 yılında kasabada geçirdiği yaza dair pek bir şey anımsamıyor. Buraya bir süreliğine kafa dinlemek ve bir roman yazmak niyetiyle geliyor. Kızı Clare de annesini yalnız bırakmamak için onun peşinden sürükleniyor. Çok geçmeden evdeki hayalet Vivien ile iletişim kurmaya başlıyor.

*Vivien karakterine Ripper Street ve Broadchurch dizilerinden anımsanabilecek Lucy Cohu hayat veriyor.

*Clare karakterinde Misfits, Under the Dome ve You, Me and the Apocalypse dizilerinden aşina olduğumuz Karla Crome‘u izleme fırsatı yakalıyoruz.

*Evin ufak tefek tamirat işlerinde Viven’e yardımcı olan Tom karakterini Wayne Foskett canlandırıyor. Söz konusu Tom, 1944 yılında geçen hikayede izlediğimiz Tom’un orta yaşlı hali.

*Broadchurch ve The Fades dizilerinden anımsanabilecek Chris Mason‘ı Clare’in kasabada tanıştığı bir genç olan Nick rolünde; Alice Sanders‘ı ise Clare’i her gördüğünde tatsızlık çıkaran Nick’in kız arkadaşı Cindy rolünde izliyoruz. Atlantis ve Broadchurch dizilerinden anımsanabilecek Peter De Jersey ise Vivien’in kocası, Clare’in babası olan John Mullen rolüyle karşımıza çıkıyor.

2012 yılında geçen hikayenin merkezinde ise Felwood familyasının birkaç kuşağından üyeler bulunuyor. Küçük Pip, 68 yıl sonra doğup büyüdüğü eve dönüyor ilgilenilmeye ihtiyaç duyan yaşlı bir adam olarak ve oğlu, gelini ve torununun çocuğuyla yaşamaya başlıyor. Pip ve ağırlıklı olarak küçük Luke bu hikayede hayaletimizin iletişime geçtiği kişiler konumunda. Luke’un annesi yani Pip’in torunu yıllar önce vefat etmiş ve Luke’un bakımını dedesi Barry ve ninesi Lorna üstlenmiş. Pek bir baba figürü görüntüsü çizmeyen babası Paul ise belirli günlerde onu alıp onunla vakit geçirebilmekte. Barry ve Paul, Luke konusunda sürekli olarak bir atışma halindeler.

*Luke rolünde Alexander Aze‘yi izliyoruz. Pip karakterine ise Michael Byrne hayat veriyor. Birbirini pek tanımayan ikili çabucak kaynaşıyorlar.

*Barry karakterine Liar, Humans ve Scott & Bailey gibi dizilerden anımsanabilecek Danny Webb hayat veriyor. Lorna karakterini ise Bounty Hunters ve Jericho dizilerinden anımsanabilecek Sophie Thompson canlandırıyor. Paul karakterinde de Death in Paradise ve Traffic Light dizilerinden hatırlanabilecek Kris Marshall karşımıza çıkıyor.

YAZARIN NOTU

Kadrosunun daha cazip olmasının da etkisiyle Marchlands’ı daha çok sevmiştim ben ama bu dizi de hiç fena değildi. Hikayesi akıcı ve sürükleyiciydi, finali de gayet başarılıydı. Oyunculardan Dakota Blue Richards dışında öne çıkan başka biri olmadı.

Marchlands’ı izlemiş olan bunu da boş geçmesin ve izlesin. Türü sevenler rahatlıkla başına oturabilirler.

Henüz izlememiş olup da izlemeye niyeti olanlara iyi seyirler dilerim.

Diziyle ilgili daha önce şu yazının altında yorum yapılıyormuş. Bu da dizinin fragmanı: