The Boys – Tanıtım
268 yorum pirate 02 Ağustos 2019 08:43

Amazon, 26 Temmuz 2019 tarihinde bir çizgi roman uyarlaması olan The Boys dizisini bizlerle buluşturdu.
Aynı isimli çizgi roman serisinin ilk sayısı 2006 yılında yayınlanmış. Yazarı Garth Ennis, çizeri Darick Robertson olan söz konusu çizgi roman serisini televizyona uyarlayan kişiler ise Evan Goldberg, Eric Kripke ve Seth Rogen üçlüsü. Kripke, dizinin yürütücüsü (showrunner) konumunda. Goldberg-Rogen ikilisine yapımcı koltuğunda Neal H. Moritz, Anne Cofell Saunders, Darick Robertson, Craig Rosenberg, Rebecca Sonnenshine ve Philip Sgriccia gibi isimler eşlik ediyor.
2. sezon onayını daha ilk sezonu başlamadan cebine koyan The Boys‘un ilk sezonu 8 bölümden oluşuyor. Dizinin bölüm süreleri ise 55-66 dakika arasında değişmekte.

KONU
Hikayemiz Hughie Campbell isimli sıradan bir gencin çok sevdiği kız arkadaşının A-Train isimli bir süper kahramanın büyük dikkatsizliği sonucu öldürülmesiyle başlıyor. Akabinde Billy Butcher isimli bir adam Hughie’nin kapısında beliriyor ve ona intikam fırsatı teklif ediyor. Sonrasında da kötü görünümlü iyilerle iyi görünümlü kötülerin amansız mücadelesi başlamış oluyor. Elbette o kötü ve iyi çizgilerinin çoğu karakterde siyah veya beyaz değil de gri olduğunu söylemek mümkün.

Karakter tanıtımlarına geçmeden önce birkaç cümleyle genel ortamı tasvir etmeye çalışayım isterseniz.
ABD’nin genel politikasının orta yerinde konumlanmış Vought isimli özel bir şirket var. Ülkedeki sayıları 300’ü bulan süper kahramanları bünyesinde bulunduran Vought, bu süper kahramanları siyasetçilere karşı koz olarak kullanmakta. ‘Her şehre bir süper kahraman‘ sloganına sahip şirket, bu süper kahraman işini çok büyük bir endüstri haline getirmiş durumda. Yüksek bütçeli sinema filmleri, reklam filmleri, fuarlar falan sömürünün dibine vuruyorlar. Haliyle olay süper kahramanlıktan çıkmış durumda. Süper kahramanlık yapan süper kahramanlardan ziyade süper kahraman gibi görünmeye çalışan kişiler görüyoruz. Halka ve basına karşı verilecek imaj, birincil gündem maddesi konumunda. İnsanları kötülerden korumak ise çok çok arka plana itilmiş bir ayrıntı durumunda.
KARAKTERLER VE OYUNCULAR

Karakterleri 3 grupta toplamaya çalışacağım. Bu 3 grup; The Boys, The Seven ve diğerleri olacak. İlk olarak The Boys mensupları ile başlıyoruz. Dizide söz konusu grubun henüz The Boys ismiyle anılmadığını belirtmeden geçmeyeyim.

=Hughie Campbell=
Babasıyla beraber yaşayan, sıradan bir işi ve sıradan bir hayatı olan, ılımlı bir adam Hughie. Hayatındaki tek parlak ışık olan kız arkadaşı Robin (Jess Salgueiro) trajik bir şekilde öldürülünce hayata karşı olan ılımlı bakış açısını sorgulamaya başlıyor karakterimiz. Robin’in ölümüne sebep olan A-Train’in gerçek manada üzgün olmadığını görüşü ve süper kahraman karşıtı Billy Butcher’ın verdiği gazlar sonrasında bu sorgulama durumu hız kazanıyor. Hughie, çok geçmeden kendisini bir savaşın ortasında buluyor.
Hughie, göze çarpan herhangi bir yetisi olmayan ama teknoloji konusunda az buçuk bilgi sahibi , zeki, iyi niyetli, daha önce hiçbir şey için savaşmamış, son derece normal bir insan.
Karaktere Vinyl dizisi ile The Hunger Games film serisinden anımsanabilecek Jack Quaid hayat veriyor.

=Billy Butcher=
The Boys’a liderlik eden kişi. Eski bir CIA mensubu. Yıllar önce başından trajik bir olay geçmiş ve bu olay sonrasında süper kahramanları yok etmek hayattaki tek misyonu haline gelmiş. Bu misyonu Homelander isimli süper kahramana karşı duyduğu takıntılı öfkesinden güç alıyor. İntikam duygusu gözünü kör etmiş durumda. İnsani duyguları ise körelmiş vaziyette. Kurnaz, karizmatik, korkusuz ve son derece acımasız.
Karakteri Almost Human ve Xena: Warrior Princess dizileri dışında The Lord of the Rings ve Star Trek film serilerinden tanıdığımız Karl Urban canlandırıyor.

=Frenchie=
Billy’nin yeni inşa ettiği ekibe katılan 3. kişi Frenchie. Billy ile geçmişte de ekip olarak hareket etmişler ama bir süredir görüşmüyorlarmış. Şimdilerde kara borsada silah satıcılığıyla meşgul. Bir takım yetenekleri onu Billy için değerli kılıyor. Geçmişte büyük acılar çekmiş, genel olarak öfkeli, dürtüleriyle hareket eden bir adam Frenchie.
Karaktere When Heroes Fly, Bnei Aruba ve Fauda gibi dizilerden aşina olduğumuz İsrailli aktör Tomer Capon hayat veriyor.

=Mother’s Milk (MM)=
Billy’nin yeni inşa ettiği ekibe katılan 4. kişi Mother’s Milk . Billy ve Frenchie ile beraber geçmişte de ekip olarak hareket etmişler. Sonrasında yolları ayrılmış. Özellikle Frenchie ile pek anlaşamıyor.
Ekipten ayrıldıktan sonra hayatını bir düzene koymuş MM. Hayatının aşkıyla evli, mutlu ve çocuklu. Bir ıslahevinde gardiyanlık yapıyor ayrıca. Billy onu göreve geri çağırınca ilk başta rayında giden hayatını bırakmak istemiyor doğal olarak ama Billy onu da ikna etmeyi başarıyor.
Karakteri L.A.’s Finest, The Mysteries of Laura ve Breakout Kings gibi dizilerden tanıdığımız Laz Alonso canlandırıyor.

=The Female/Kimiko=
Ekibimiz bodrum katındaki bir kafeste esir haldeyken tanışıyor onunla. İlk başta kimin nesi olduğu bilinmiyor. Konuşmuyor, kimseye güvenmiyor, büyük işkenceler görmüş ve korkmuş durumda, ilkel tepkiler veriyor. Oldukça yırtıcı biri ve tam bir ölüm makinesi. Zaman ilerledikçe kadının isminin Kimiko olduğunu ve başından neler geçtiğini öğreniyor ekibimiz ve The Boys’un 5. üyesi gibi bir şey oluyor kendisi.
Karakteri Karen Fukuhara canlandırıyor.

The Boys’u bitirdik ve geçiyoruz The Seven üyelerine. Ülkedeki 300’e yakın süper kahraman arasından en prestijli 7 tanesinin seçildiği elit bir süper kahraman grubu The Seven.

=Starlight=
Asıl adı Annie January olan toy, naif, samimi, iyi niyetli, heyecanlı bir genç kız. The Seven’da 1 kişilik yer açılınca bu yeri ona emanet ediyor Vought şirketi. Küçük bir şehirden New York gibi büyük bir şehre gelen, henüz hayata karşı saf bakış açısı bozulmamış, güzel ve tatlı bir komşu kızı tasviri Annie.
Alıştığımız süper kahraman tasvirine en çok uyan kişinin Annie olduğunu söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla. İnsanlara yardımcı olmak ve dünyayı kurtarmak gibi birincil emelleri var. The Seven’a katılmak onun en büyük rüyasıymış; The Seven’ın bazı üyeleri ise çocukluk kahramanları. Büyük hayallerle The Seven’a katılan Starlight, orada karşılaştığı ortam sonrası en büyük kabusu içerisinde debelenmeye başlıyor. Kendinden ödünler vererek yozlaşmışlık içerisinde kaybolmak ve kendini yeniden bulmak arasında yorucu bir yolculuğa çıkıyor.
Starlight’ın özel yeteneği ise gözlerinden çıkan ışıkla insanları yok edebilmesi. Normal bir insandan çok daha kuvvetli olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
Starlight karakterinde Red Widow ve Jessica Jones dizileri dışında Blood Father, The Kings of Summer, The Miracle Season ve Crawlspace gibi sinema filmlerinden de hatırlanabilecek Erin Moriarty‘yi izleme şansı elde ediyoruz.

=Homelander=
The Seven’ın egosu tavan seviyelerde olan, acımasız ve psikopat lideri. The Seven’ın geri kalan üyeleri dahil herkes ondan çekiniyor. Halka ve basına karşı ise pozitif bir imaj çiziyor elbette. Yaşayan en büyük süper kahraman olarak lanse ediliyor. Tıpkı Superman gibi uçabiliyor, duvarların ötesini görebiliyor, gözlerinden çıkan lazerle ortalığı yerle bir edebiliyor ve hiçbir silah ona zarar veremiyor.
Queen Maeve’in eski sevgilisi Homelander. Şu anda ise The Seven’ın operasyon sorumlusu ve basın yüzü Madelyn Stillwell’e garip bir seviyede takık durumda.
Karaktere Banshee ve American Gothic dizilerinden tanıdığımız Yeni Zelandalı aktör Antony Starr hayat veriyor.

=A-Train=
Çok hızlı koşabilme yeteneği var. The Flash’tan alışkın olduğumuz üzere ‘Yaşayan en hızlı insan’ olarak lanse ediliyor. Şimdilerden ona meydan okuyan yeni biri var ve bu durum onu güvensiz ve endişeli hissettiriyor. Söz konusu unvanını kaybetmemek için her şeyi yapmaya kararlı bir vaziyette. Aşırı derecede sığ ve bencil biri. Verdiği zararlar için de suçluluk hissi taşıdığı söylenemez.
Karakteri Survivor’s Remorse dizisinden hatırlanabilecek Jessie T. Usher canlandırıyor.

=Queen Maeve=
Starlight ekibe katılmadan önce ekibin tek kadın üyesi olan Queen Maeve, küçük kızlar için tam bir rol modeli konumunda ülkede. Eskiden tıpkı Starlight gibi idealistmiş ve insanlara yardım etmeyi severmiş ama şu an sahip olduğu noktaya çıkarken bu yolda birçok ödün vermek zorunda kalmış kendinden. Üzerinde genel bir yorgunluk hali ve hayal kırıklığı durumu var. Bunu gizlemek için de alaycı bir üslupla kabuğunun altına saklamış durumda gerçek karakterini. Queen Maeve’in özel yeteneği bir kaya kadar sert oluşu. Duygusal açıdan böyle olmadığını düşünürsek iyi bir tezat durumu var ortada.
Karaktere The Astronaut Wives Club, Hell on Wheels, The Last Tycoon ve House of Cards dizilerinden tanıdığımız İrlandalı aktris Dominique McElligott hayat veriyor.

=The Deep=
Ekipte kimsenin pek sallamadığı bir süper kahraman The Deep. ‘Denizlerin en hızlı insanı’ ve ‘Balık Adam’ olarak da anılıyor. Balıklarla iletişim kurabildiğini iddia ediyor. Ekibe pek bir katkısı yok. Sadece görüntü için orada. Pek sallanmadığının da farkında olduğu için yüzeysel takılıyor.
Karakteri Gossip Girl ve Blood & Oil dizilerinden tanıdığımız Chace Crawford canlandırıyor.

=Black Noir=
Ekibin kendi halinde olan, hiç konuşmayan, esrarengiz üyesi. Sürekli olarak yukarıdaki fotoğrafta da gördüğümüz üzere yüzü dahil vücudunun hiçbir açık noktasını göstermeyen kıyafetiyle dolaşıyor. Dövüş sanatlarında usta.
Karakteri Nathan Mitchell canlandırıyor.
*Ekibin 7. ve son üyesi olan Translucent karakteri ise Alex Hassell tarafından canlandırılıyor. Translucent, tamamen çıplak olduğunda tamamen görünmez olabilme yeteneğine sahip. Meraklı ve röntgenci yapısıyla öne çıkıyor.

=Madelyn Stillwell=
Vought şirketinin başkan yardımcısı, The Seven’ın operasyon sorumlusu ve basın yüzü. Şirkete maksimum güç ve karlılık sağlamak için mücadele veriyor. Şirketin bünyesindeki süper kahramanlar da onun pahalı oyuncak koleksiyonunun parçaları konumunda. Son derece manipülatif biri. Bu özelliğiyle hem halka ve basına yön veriyor hem de önemli siyasetçileri avucunun içine alıyor. Bunların dışında bekar bir yeni anne kendisi.
Madelyn Stillwell karakterinde CSI dizisi dışında Leaving Las Vegas, Hollow Man, The Karate Kid gibi sinema filmlerinden aşina olduğumuz Elisabeth Shue‘yu izleme fırsatı yakalıyoruz.

NCIS, Samantha Who?, Mistresses ve Blue Bloods gibi dizilerden aşina olduğumuz Jennifer Esposito‘yu CIA ajanı Susan Raynor karakteriyle izliyoruz dizide tekrar eden bir rolle. Susan ile Billy’nin tanışıklıkları Billy’nin CIA’de çalıştığı dönemden geliyor. Uzun yıllardır görüşmemişler ve Susan’ın Billy’yi pek iyi hatırladığı söylenemez. Billy’nin bir konuda yardım istemek üzere onu ziyaret etmesiyle tanışıyoruz karakterle.

Yukarıda saydığım isimlere ek olarak tekrar eden rollerle veya konuk oyuncu olarak karşımıza çıkan diğer bazı tanıdık simalar ise şunlar: Jess Salgueiro, Ann Cusack, Simon Pegg, Colby Minifie, Christian Keyes, Brittany Allen, Malcolm Barrett, Nicola Correia-Damude, David Andrews, John Doman, Haley Joel Osment, Laila Robins, Jim Beaver, Giancarlo Esposito ve Shantel VanSanten.

YAZARIN NOTU
Diziyle ilgili çok büyük bir beklentim yoktu başına otururken dürüst olmak gerekirse. 1-2 bölüm izler ve vedalaşırım büyük ihtimalle gözüyle bakıyordum hatta. Lakin çok fena yanılmışım. Şu ana kadar izlediğim en iyi süper kahraman temalı diziyi buldum karşımda. Hikaye akışının derli topluluğundan çekimlerin kalitesine, kostümlerden kast seçimlerine ve oyuncu performanslarına kadar her şey çok iyiydi. Bayıla bayıla izledim her yönüyle.
Süper kahraman kavramına farklı bir bakış açısıyla yaklaşan dizi yer yer eğlendirdi, yer yer de heyacanlandırdı. Son derece akıcı ve sürükleyiciydi. Uykudan önce ve uykudan sonra olmak üzere 2 oturuşta oldukça motive bir şekilde tüm sezonu afiyetle hüplettiğim The Boys’ta emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Kadrosu genel olarak çok iyiydi ama benim radarımda öne çıkan birkaç ismi belirtmek gerekirse Karl Urban, Tomer Capon, Elisabeth Shue, Antony Starr ve Erin Moriarty’yi sayabilirim herhalde. Bu sezon biraz arka planda kalan Dominique McElligott’tan 2. sezonda beklentim büyük bu arada. Chace Crawford’un karakteri The Deep’e sezon içerisinde bir sürü şebeklik yaptırıp onu sevdirmeye çalışsalar da sezonun en başında yapmış olduğu malum şeyden ötürü soğuk yaklaştım hep karaktere. Ne iyi bir kötü ne de sempatik olabildi. Tamamen gereksiz bir tiplemeydi bana göre.
Sezonun en iyi işlerinden biri olduğunu düşündüğüm dizi için puanım: 9/10
Bir an önce izleyin ve izletin efendim. Pişman olmayacaksınız.

FRAGMAN











yorumlar
Nooooo ki ne nooo!..
Elemana herkes gıcık oluyor galiba.
Superhero kelimesi nasil trademark edilebilir zaten yuh. Basta nasil kabul edilmis ki bu basvurular.
+ ‘Stranger Things’ Alum Mason Dye
Bombsight.
Uzantı dizi “Vought Rising”de de görünebilirmiş.
++Jared Padalecki ve Misha Collins
Jared Padalecki konuk olduğu ‘THE BOYS’un final sezonunda Jensen Ackles ile ekranda görüneceğini söyledi
ee bi zahmet üçünü aynı sahneye koysunlar yani..
Showrunner Eric Kripke, Jensen Ackles, Jared Padalecki ve Misha Collins’in #TheBoys’un final sezonunda bir sahneyi paylaşacaklarını doğruladı.
Hepsinin dahil olduğu hikaye çoktan çekildi.
(via
@TVInsider
)
Erik Kripke, “The Boys” S5’in “GEN V” S2’nin bitiminden yaklaşık 6 ay sonra başladığını söylüyor.”
b1 b2 b3 v1 b4 v2 b5 şeklinde mi izlenecek yani?
Yes.
tenkss
Poster 1–2
Final Season Teaser Trailer
Poster 1+2
Final Season Trailer
how the fuck do you know so much about spice girls
annie ve hughie
ilk yarı hmmm aslında pek de unutmamışım modunda ilerlerken ikinci yarı iyi ki tekrar izlemişim dedirtti.
maeve o kadar az görünüyor ki canım sıkılıyor bu işe. aslında karakterin altını güzel dolduruyorlardı ama iyice yavaşlattılar. bir yandan maeve in emekli olmasını istiyorum bir yandan da özüne dönüp olmayı planlayarak çıktığı bu yoldaki karakterine dönüş arkını izlemek istiyorum. uzun süredir kukla iplerini kesmesinin sesini çıkarmasının vakti geldi de geçiyor.
black noir in özellikle pasif tutulduğuna ve sağlam bir karakter bölümüyle işlerin değişeceğine inanmak istiyorum.
a train boş bir karakter, hiçbir beklentim yok kendisinden. geliştirilebilecek bir hikaye de yazmayı düşünmüyor gibiler. öldürseler daha iyi olabilir tazelik açısından.
homelander ın da gelebileceği maksimum level a geldiğini hissediyorum. sanki burdan da tıkandı hikaye. homelander zirvede kalabilmek için ne kadar alçalabilir onu göreceğiz herhalde ama zaten bayaa dibin dibinde. herhalde redemption görmeyeceğimiz tek karakter.
starlight da yavaş adımlarla ilerliyor. onun sonu belli. vaught u içeriden bitirecek superkahraman olacak. ikili ajan olarak. ama ikili ajan olarak işinde pek iyi değil. biraz daha özenli çalışmalarını beklerdim hughie ile. çok acemiler. işleri ras gitmeye devam edecekse biraz göz devirtir.
stormfront başta hiç yapmacık durmuyor gibiydi ama böyle progresif çabada bir kahraman için sağlam sayko çıktı. açıkçası 3ün sonu şok ediciydi. kendisinin kimin yerini alacağına şüphe kalmadı. güzel de yükselecek bence sezon içinde ama ömrünü uzun görmüyorum.
dizi ilk sezon bıraktığımız gibi aynı tatta devam ediyor. çok memnunum. nedense kötüleşecek diye kalmış aklımda ama hiç öyle olmadı.
dont be so closed minded

maeve bunun olmasına asla izin vermezdi.. neredesin maeve..
aptal, sen daha dünkü bok, sahayı tanımadan kendince iş mi çeviriyorsun, sana mı kaldı birini kendin bile yeni katıldığın ekibe katmaya çalışmak. al işte. gerizekalı aptal.
kimiko her an konuşacak diye bekleye bekleye kök saldım yalnız. kimiko daki bu gelişme bir tık şok etmedi dersem yalan olur ama. biraz dizinin yönünü de belli etmiş oldu.
imagine all the people…
neredesin millie..
ses tonunu özlemişim şerefsizin.. (kendime not: hayır hiç gerek yok)
wait homelander fucked your wife?
fuck you all guys..
neden o, herkes içinde neden o… kahretsin.. aldığı onca dozdan sonra kendisini feda etmesi gereken belliydi..
piuvvv
bu sezon finali duygulardan duygulara sürüklüyor beni.
çok keyifli bir sezon finaliydi. sanırım en çok keyif aldığım sezon finali buydu. diğerlerini şu an hatırlamadığımdan öyle geliyor da olabilir ama diken üstünde bir sezon finaliydi. düşündüğüm şeyler olmadı ama birkaç şey hoşuma gitmedi diyemem. malum gelişme ise hem üzdü hem sevindirdi. üstüne gittim googleladım evet yastayım.
starlight ın yanakları değil de dudakları ara ara çok dikkatimi dağıttı. ama sosyal medyada gündeme getirdikleri kadar da korkunç değilmiş durumu. abartmışlar. ama o dudaklara bir çeki düzen ver canım benim.
ugh! seven in geldiği şu hale bak. starlight, queen maeve
özledim sizi.
kimiko ve frenchie yi niye ellediniz allahsızlar
butcherın orijinal bir şekilde neumann ı rickrollaması. haykırttı resmen, hiç beklemiyordum.
ilk bölüm sıkıcıydı.
++
Maitreyi Ramakrishnan, Emma Elle Paterson, Dylan Colton, Ely Henry
pure komedi..
günümüz yerli propagandaları ve amerikan propagandaları çok uyumlu ilerlediğinden malum kitleyle dalga geçişlerine oldukça eğleniyorum ama çok alışkın olduğumuz muhabbetler de olduğundan fazlasıyla sıkılıyorum. kısa kessek de sadede mi gelsek..
bu sezon cidden albenisi kalmadı gen v ye atlayasım var.
ilk defa bu sezon artık sahne atlamaya başladım. hughie nin aile dramasını, franchie nin fuckbuddie ile takılmalarını, butcher baba winchesterla halüsinasyonlarını vs hep atlıyorum. bitse de gitsek.
bu sezonun şaşırtan tek kısmı a train herhalde.
Diziyi ve karakterleri özlememişim esasında ve usulünce bitirmeye hazırım ama kendini izlettiğini inkâr edemem
Kendi ayarında ve ortak sertlikte ilerlediler. İddialı bazı hamleler da yaptılar her ne kadar daha önce yapmadıkları bir şey olmasa da. Homelander’ın kötülüklerine veya yancılarının tavırlarına göz devirdiğim zamanlar oldu. Karşı taraftakilerin bir işe yarayacağız derken bir zahmet yol almasını sabırla bekliciğim, ne diyeyim.
* A-Train’in bir noktada kurban olacağını düşünüyordum, ilk bölümün sonuna denk geldi. OK.
* 2. bölümde Soldier Boy’u harcadılar derken bölüm sonunda dirildi? Keşke harcasalardı işte, nasılsa son sezon. Prequel dizisi gelen karakteri tak diye çıkartmamaları şaşırtıcı değil gerçi.
Peki siz Homelander’dan virüsle de kurtulamayacaksanız nasıl kurtulacaksınız mesela? İşiniz Marie’ye kaldıysa zor çünkü.
Başladık son kez.
eğer gen v de böyle süründürürse canım sıkılacak.
starlight ağzının kenarlarından salyalar akıyor amk sıçtın suratına son 2 sezondur. akıl fikir versin sana allah. yanaklar kötü olmamış ama o ağzına bakamıyorum konuşurken.
yalnız enfes bir başlangıc sahnesi olmuş.
you ve never told me this one s called mothers milk.. yummy

hikayesinin başlangıcıyla bitişi çok anlamlıydı. gerçekten değiştiğini vurgulayarak bitirdiler. keşke böyle olmasaydı.
gen v ekibi sezonun geneline ufak ufak da olsa dahil olur diye bekliyordum herhalde son 2 bölüme falan sokacaklar biraz üzüldüm. taze kan bizim ekibe iyi gelirdi.
bölüm sonu, diğer konuk oyuncuları ve malum buluşmayı bilenler için sürpriz olmadı tabii ki. inş tek bölümlük tek sahnelik gelmiyorlardır.
Prime da yeni sezon sansürlü mü acaba?
Evet, o yukarıda paylaşılan cümleler duyulmuyor ve altyazı olarak gösterilmiyor.
Hughie ile Victoria Neuman evlenmiş.